Duvarların arkasına saklanan gâvurlar, müslümanları gâvur yapacaklar!

Duvarların arkasına saklanan gâvurlar, müslümanları gâvur yapacaklar! http://www.esir.webbyen.dk

1959 yılı 14 yaşlarındayım. Merzifonda “Şeyh Abdurrahman Nuri Hazretleri” nin mezarının yakınında, Müzeyyen Teyzenin evine akşam ziyaretine gittik. Komşularından da çocuklarıyla oturmaya gelenler olmuş.

 Müzeyyen teyzenin biz cocuklara anlattığı masalları dinlemeyi çok severdik. Sinbadı, Zümrüdü Anka Kuşunu, Alaaddinin Sihirli Lambasını, Kırk Haramileri, Nasreddin Hocanın bizleri kahkahalarla güldüren en güzel hikayelerini, cinlerle perilerle ilgili bir sürü hikayeyi, Deli Dumrul’u ve Dede Korkut masallarını büyük bir merakla dinlerdik.

Bir gece Müzeyyen teyze biz çocuklara;

-Yakındaki bir komşunun Çanakkale ve İstiklâl harbinde savaştığını, vücudunda pek çok kurşun yarası olduğunu, şayet evine gidersek biz çocuklara hatıralarını anlatabileceğini söyledi.

Komşuların çocuklarıyla Gazi amcanın evine gittik. Senelerce açlık içinde basit silahlarla gâvurların yüksek teknoloji silahlarına karşı savaşan, vücudunun çok yerinden yaralanan Gazi Amcanın savaş hatıralarını heyecanla dinlemeye başladık.

Gazi amca senelerce ALLAH rızası için büyük bir fedakârlıkla açlık ve yokluk içinde yaptığı savaşları, sanki o dehşetli günleri tekrar yaşıyormuş gibi büyük bir heyecanla anlatırken, adeta o acı günleri tekrar yaşıyordu.

Canımızı vermek pahasına kanlı savaşlarla, vatanımız Osmanlı topraklarını işgal eden Terörist Vahşi Gâvurları mağlup etmiştik (yenmiştik).

23 milyon kilometre kareden elimizde kalan bir avuç son Osmanlı Topraklarımızı işgale gelen 250 000 şeytan kâfirleri gebertip leşlerini eşşekler cehennemine fırlatıp attığımız halde, savaşlar bitip barış imzalanınca canımızdan çok sevdiğimiz yüce dinimiz güzel İslamiyetin cennet vatanımızda yasak edilişini, Keramet sahibi Mübarek Osmanlı ecdadımıza ve Kahraman şerefli Padişahlarımıza küfredilmesini, aleyhlerinde birsürü yalanlar uydurulup, düşmanlık yapılmasını, Padişahlarımızın ve ailelerinin yurt dışına atılmasını bir türlü anlayamadığını defalarca vurguluyordu!

Hepimiz yerde minderler veya kilim üzerinde oturuyorduk. Yataklar ve yorganlar odanın bir köşesinde üçe katlanıp üst üste dizilmiş, üzerine bir örtü örtülmüştü.

O zamanlar yataklar akşam yatmadan önce yere serilir, üzerine beyaz çarşaf serilirdi, yorgan ve yastık konurdu. Sabahleyin uyanınca yataklar tekrar kaldırılırdı.

Kerpiçten yapılmış, duvarları kireçle beyaza boyanmış, kapıları gayet basit tahtadan yapılmış, fakirane bir evde, gönül zenginliğiyle ve aza kanaat edip, iktisatlı (ekonomik) yaşamanın bereketiyle huzurlu yaşayan Gazi Amca hatıralarına çok üzgün bir ifade ile şöyle başladı;

– Sevgili Çocuklar, öldürmeyen Allah öldürmüyor. 1915 senesinde Çanakkale Harbinde (Savaşında) Gâvurların tankları, Dünyada ilk defa kullanılan Tayyare gemileri, deniz altıları, ateş kusan bir sürü çok büyük savaş gemileri, devamlı yüzbinlerce yağmur gibi mermi atan makinalı tüfekleri vardı. Bizim biraz Piyade Tüfeğimiz ve mermimiz vardı. Birde gemilerimizden söküp Çanakkale Boğazındaki İngiliz ve Fransız gemilerini bombalamak için Boğaz siperlerine yerleştirdiğimiz modern toplarımız vardı.

Mübarek Osmanlı ecdadımız, dedelerimiz, Avrupalıların ve Rusların senelerce devamlı saldırılarından, Gâvurlara karşı Müslüman Büyük Osmanlı Yurdunu ve Halifemizi korumak için devamlı savaşmaktan yorgun ve fakir düşmüşlerdi.

Amerikada hiç acımadan milyonlarca yerli Amerika halkını soykırımlarla yok eden Avrupalı Vampir Gâvurlar, altın madeninden yapılmış putlara tapan yerlilerin hepsini öldürerek yok edip, som altın putlarını eritip gemilere doldurup avrupaya getirdiler. Kanlı eşkiya Batı Avrupalılar kan ve gözyaşları yüklü altınlarla çok zengin oldular. Avrupada alış veriş yani ticaret arttı. Bu soykırım katillikleri Avrupanın sanayi (endüstri) inkılâbını (ilerleme değişikliğini) yapmasını ve böylece güçlenmesini sağladı.
Yüksek imânlı Büyük Osmanlı Ecdadımız (dedelerimiz) Şehid oluruz ama asla gâvurlara teslimi silah etmeyiz yani teslim olmayız diyorlardı.
Tüfeği olmıyanlar kılıç, satır, bıçak, kazma, kürek, balta, sopa ne bulurlarsa ellerine alıp, Osmanlı Ülkemizi Gâvurların işgalinden kurtarabilmek için, gâvurları öldürmeye koşuyorlardı.
Ya azgın terörist gâvurlar bizi öldürecekti, yada biz katil gâvurları öldürecektik.
Çünki, tarih şâhiddir ki, gâvurlar sadece öldürmekten ve öldürülmekten anlıyorlar. Gâvurlar insanî ve islamî yüksek değerlerden, şefkat, sevgi ve sulhtan (barıştan) kesinlikle anlamazlar. Şeytanlıkta, Şeytanları geçerler.
Bu günlerde bizi öldürmemelerinin sebebi, Rusyanın atom bombası gücüne karşı bizleri bekçi olarak kullanmalarıdır. Bizi Komünistlere karşı savaştırmak istemektedirler. Nitekim şimdi Askerlerimizi Korede Komünist Çin’e karşı savaştırmaktadırlar.

Bu sözlerimi hiç unutmayın; Birgün Rusya zayıf düşerse, bize tekrar saldıracaklardır. Bizi milyonlarca Afrikalı Zenciler ve milyonlarca Amerikalı Aztek ve maya yerlileri gibi öldürecekler ve ezeceklerdir. Tarihten kuyruk acıları olduğu için, gâvurlar Arab kardeşlerimizden daha fazla düşmandır biz Osmanlı torunlarına.

Yavrularım şu söyliyeceğim sözler kulağınıza küpe olsun ölünceye kadar hiç unutmayın. Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlı Ecdadınız Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammedin ve Kuranı Kerimin istediği gibi yaşıyarak 1000 sene Alemi İslamın yani bütün Müslümanların bayraktarlığını, Terörist kafirlere karşı koruyuculuğunu yapmıştır.

Güzel Osmanlı Ecdadınız Allahtan korkardı, yüksek imanlıydı, yalan söylemezdi, haram yemezdi, adaletliydi, merhametliydi, şefkatliydi ve kerametliydi. Gâvurcuklar bile hileci, zalim Krallarından ve Sahtekâr Papazlarından Büyük Osmanlılara sığınırdı. Osmanlı Dünyayı insanca ve şefkatle idare ederdi.

Dünya Osmanlıyı çok arayacaktır. Aslında Osmanlının yokluğundan İslamiyeti bulamamaktan strese ve ruh hastalığına yakalanan, bunalan Dünya insanları şu anda Büyük Osmanlıyı çok arıyor.
Birinci ve İkinci Dünya savaşında 100 milyon, Rus Komünist İhtilâlinde 50 milyon suçsuz zavallı insanı hiç acımadan öldürdüler. Eğer Büyük Osmanlı olsaydı bu zavallı insanlar ölmezdi.
O güzel ve Kahraman Dedeleriniz dünya barışını ve huzurunu sağlardı. Eğer hain Davud Paşa 20 yaşındaki Sultan Genç Osmanı öldürmeseydi; bu yüksek imanlı cevvâl Padişahımız baltık (Danimarka) denizine tersane kurup Büyük Okyanus gemileri yapıp Amerikayı fethedip Hıristiyan yapılan Müslüman zencileri ve diğer zulüm gören insanları zalim Gâvurlardan kurtaracaklardı.
1490 yılında Osmanlıya geçiş vergisi vermemek için Hindistana denizden gitmenin yolunu arıyan Batılılar tesadüfen Amerikayı keşfettiler. Önce Hindistana geldiklerini zannettiler. Durumu anlayınca Avrupa hapishanelerindeki kötü adamları Amerikaya götürdüler. Ellerine tüfekler ve cephaneler verdiler. Kızıl derililerin yani yerlilerin; çocuklarını, annelerini, babalarını ve yaşlılarını hepsini öldürün. Evleri, toprakları, malları sizin olsun dediler.

Milyonlarca insanın hepsini öldürdüler. Sonra bu uçsuz bucaksız tarlalarda kim çalışacak diye kara kara düşünmeye başladılar. 1502 yılında Şeytan bir Papaz çareyi buldu. Afrikadan milyonlarca zenci getirelim, döve döve günde 20 saat aç karnına çalıştıralım, dedi.
Getirdiler, döve döve çalıştırdılar.
Hatta İngilizler, İspanyollar ve Fransızlar zenciler yataklarında rahat uyumasınlar sabah erkenden tarlaya koşşunlar diye zavallılara oyuncak küçük bebeklere iğne batırarak büyü yapmışlar. Vücutlarına iğne batan zavallı zenciler ağrılarını unutmak için devamlı çalışırlarmış.

Ecdadımız kork Allahtan korkmayandan, demiş. Ecdadınızı ve Şehidlerinizi mezarlarında ağlatmayın çocuklar. Eğer siz katil Avrupalılara ve cani Gâvurlara özenirseniz, onların pisliklerini ahlaksızlıklarını taklid ederseniz, Osmanlı Ecdadınız mezarlarında ağlıyacaklardır.
Unutmayın sizler Alparslan gibi Büyük Selçuklu ve Muhammed Fatih gibi Büyük Osmanlı olacaksınız.
Biliyormusunuz çocuklar, Osman Gazinin okuyup yazması yoktu. Yüce İslamiyete, Kuranı Kerime, Sevgili Peygamberimize ve İslam Alimi Hoca Efendilere çok hürmet ederdi.
1299 da kurduğu devlet 700 sene insanların huzur içinde yaşamalarını sağladı.
Unutmayın dünya sizi bekliyor. Osmanlının dirilişini bekliyor. Her biriniz bir Osmanlı olacaksınız! Müslümanların, Müslüman çocuklarının, Gâvurcukların ve çocuklarının göz yaşlarını sileceksiniz. Gâvurcuklara; Kumarın, içkinin, kâtilliğin, zulmün, Hz. İsa Allahın oğludur demenin ve ahlâksızlığın çok zararlı olduğunu anlatacaksınız. Onları Cennete davet edeceksiniz.

İngiliz, Fransız ve İtalyan gâvurları (müslümanlara düşman zalimler); Osmanlı ülkemizde yüzlerce sene bizimle beraber huzur içinde yaşıyan Gayri Müslimleri yani Hristiyan Ermeni, Rum ve Yahudi halkını bize karşı savaştırmak isterlerdi.
1299 yılında Büyük Osmanlı Devletinin kuruluşundan beri bu insanlar yani Hıristiyan halkı, Büyük Osmanlının adaletini ve mertliğini yüzlerce sene görmüş olduklarından; yalancı, sahtekar, hileci gâvurlara ve onların adaletsiz krallarına, Katil Papazlarına hiç inanmazlardı ve kışkırtmaya gelmezlerdi.
Mesela Padişahımız Muhammed Fatih 1453 yılında İstanbulu feth edince kendi arzusu ile Galata Hristiyanlarına bazı haklar vermiştir. Diğer Padişahlarımız yüzlerce sene 1923 yılına kadar bu hakları hiç değiştirmemiştir.
İslâmda ve Osmanlıda söz, seneddir. Osmanlılar müslüman oldukları için doğrudur, dürüsttür, şereflidir, merttir.
İslâm dini insanları melekleştirir. Hatta müslümanlar melekleri geçmek için adeta, iyilikte, sevgide, güzellikte, fazilette birbirleriyle yarışırlar.
Bu sebeple Osmanlı Devletindeki Hristiyanları, Osmanlıya karşı ayaklandıramayan, kışkırtıp kullanamayan Avrupalı Gâvurlar, Çanakkale harbi (savaşı) için Çanakkaleye Asker çıkardılar. Bu dehşetli Çanakkale Savaşında ve daha sonraki kurtuluş savaşında, İslamî Örtülü, çarşaflı mübarek Osmanlı Hanımlarının bir kısmı tüfek mermisi imâl ederken yani yaparken bir kısmıda Kağnılarla (iki tekerlekli öküz veya boğaların çektiği arabalarla) dağları aşarak top mermilerini, tüfek mermilerini ve diğer cephaneyi Cepheye (savaş yapılan yere) geceleri karanlıkta taşırlardı.
2 milyon Osmanlı kahramanı, kadını, erkeği ve çocuklarıyla tüfek mermisi imal ediyor, yağmurda, karda kışta, firtınada dağ yollarında aç kurt sürülerinin saldırılarından korkmayarak cepheye silah ve mermi taşıyorlardı.
Gündüzleri İngiliz Tayyareleri (pervaneli uçakları) havadan makinalı tüfeklerle yağmur gibi yüzbinlerce mermi yağdırıyorlar, bombalar atıyorlardı.
“Mübarek Osmanlı Kadınları” savaş fakirliği içinde bebeklerini ana sütüyle doyurabilmek için yanlarında taşıdıklarından, Yağmurlu ve karlı havalarda bebeklerini sardıkları bezleri, yorganları Topların (füzelerin), diğer cephanenin ve diğer silahların üzerine örterlerdi. Bebekler üşüyüp ölebilirlerdi ama cephane zarar görmemeliydi.
Eğer Terörist vampir gâvurlar Osmanlı ülkemizi alırsa, cennetmekân sevgili Padişahımız ve Halifemiz öldürülürse başsız kalırdık, başsız vücut yaşayamazdı, acımasız vicdansız terörist gâvurlar çocukları ve ihtiyarları, hepimizi soykırımla acımasızca katleder, yok ederlerdi.
1096 yılında başlayıp, 200 sene süren kanlı haçlı seferlerinde, kanlı kâfirlere karşı kahramanca savaşan Selçuklu Ecdâdımızla birlikte, 1000 senedir İslâmın bayraktarı olup, Soykırımcı katil Haçlı gâvurlarına karşı dünya müslümanlarının koruyucusu olan Büyük Osmanlı Devletine ve kahraman Padişahımıza, Halifemize canla başla yardımcı olmamız gerekiyordu. Gün bu gündü. Türkler, Kürtler, Arablar, Sünniler ve Alevi Kardeşlerimiz kâfir ve zâlim vampir gâvurlara karşı birleşmiştik.
Büyük Osmanlı Dedelerimiz ırkçı değildi. Adaletliydi, barışçıydı, birleştiriciydi, şefkatliydi, Faziletliydi, Mübarek Kerametli müslümanlardı. Bu yüzden güçlüydüler.
Bin senedir vahşi gâvurlar, bize ve müslüman kardeşlerimize hepberaber birleşip saldırdıkları zaman, korkak kâfirleri herdefasında döverdik ama gâvurlar cahiliyyet içinde olduklarından bir türlü akıllanmazlardı.
Meşhur Osmanlı Tokadını yerler, bir zaman uslanırlar ama tekrar kaşınırlardı. Tekrar Osmanlı tokadını yer, tekrar uslanırlardı.

1915 de Çanakkalede Bütün zâlim dünya gâvurları birleşerek Müslüman Osmanlıyı ve yüce islâm dinini yok etmek istiyorlardı.

O günler çok zor günlerdi çocuklar. Hepimiz açtık. Açlık içinde vahşi hayvanlar gibi saldıran adi gâvurlarla, canımızı dişimize takıp din ve iman gücüyle senelerce savaştık. Savaştık demek ne kadar kolay değil mi melek gibi güzel yavrularım. Şeytan İngiliz gâvurunun yüzlerce zırhlı gemilerinden devamlı attığı toplar savaş cephemizi cehenneme çevirirdi. Topların düşünce yerde açtığı çukurlardan gökyüzüne fırlayan taşlar ve topraklar yağmur gibi, dolu gibi üstümüze yağardı. Müslüman askerlerinin vücudları, kolları, bacakları ve başları havada toz, toprak ve kanlar içinde uçuşurdu. Arkadaşlarımızın etleri, elleri, ayakları, kanları üzerimize yağardı.

Hiç korkmazdık. İmamlarımız ve Hoca Efendilerimiz bizlere Kuranı Kerimden Cenneti müjdeleyen ayetleri okurken kendileride bizimle beraber şehid olmak için Arslanlar gibi kâfirlere saldırırlardı.

Eğer bu kahraman imamlarımız olmasa biz üstün silahlı gâvurlara mağlup olurduk. Pek çok kahraman imamımız şehid oldular. Allah onların yüzü suyu yani güzel müslümanlıkları hürmetine bizleri ahirette Resulullaha arkadaş olan güzel müslümanlardan eylesin.

Devamlı, yüzlerce sene iki cephede birden, Saldırgan ve azgın Avrupa ve Rus Gâvurlarıyla, Osmanlı Ülkemizi korumak için savaşmaktan yorulmuştuk, yokluk içindeydik. Son senelerde Büyük Osmanlı Ecdadımız Avrupa ve Rus gâvurlarına karşı iki cephede birden devamlı müdafaa (yurdumuzu koruma) savaşı yaptığından fakir kalmıştık; Yazın ve kışın hayvan derisinden çarık denen, hayvan derisini ayağımızın üzerinden iplerle bağladığımız basit ayakkabılar giyerdik. Bu ayakkabılarımızı açlıktan çaresizlikten pişirip yediğimiz günler oldu. Hatta yollarda atların pisliklerinden buğday tanelerini toplayıp, kavurup yiyen, ağaç yaprağı ve ot yiyen kardeşlerimiz olmuş.

Ben savaştayken Hanımım çocuklarım aç kalmasın, açlıktan ölmesin diye bir teneke unu evin bacasının iç kısmına, yukarıya çivi çakarak asmış ve saklamış. Savaş öncesi askeriye unları evlerden toplarken görmemiş. Aç kalınca un tenekesini indirmişler. Fakat un rutubetten çığmış yani bozulmuş. Zehirlenmemek için unu açlık ve gözyaşları içinde çöpe dökmüşler.

Bebekler kağnıların üzerindeki silahların arasında giderken devamlı yürek parçalayacak şekilde acı acı ağlarlardı. Soğuktan dağ yollarında ölürlerdi.

Kahraman Osmanlı annelerimiz gözyaşları içinde ağlıyarak odun parçaları ile toprağı kazar ölen bebeklerini yolun kenarına gömerlerdi. Kendilerinin kaç saat sonra, kaç gün sonra öleceğini veya sakat kalacağını bilmezlerdi. Bu yüksek imanlı, siyah çarşaflı, sadece gözlerini görebileceğiniz kahraman Büyük Osmanlı Anneleri icabında pis katil vahşi gâvurlarla boğuşacak, nasırlı parmaklarını şeytan gâvurların gözlerine batırıp gözlerini çıkaracaktı.

Maalesef bu durumlar çok olmuştur. Namusu için yüksek imanlı Osmanlı kadınları ve kızları tecavüzcü ahlaksız pis gâvurlarla çok boğuşmuştur. Şehid oldular ama namuslarını vermediler.

Vicdansız, namussuz, pis gâvurlar biz müslümanları öldürmeye gelmişti. Hanımlarımıza ve kızlarımıza tecavüz etmek isterlerdi. Karşı koyuncada öldürürlerdi. Dinimizi, Vatanımızı ve namusumuzu korumak için o dehşetli günler, aylar ve yıllar şehid olma günüydü. Çok istedim ama maalesef bana şehidlik nasib olmadı.

Makinalı tüfeklerle yüzbinlerce mermi yağdıran gâvurların üzerine siperden fırlayıp Allah Allah Allah diye koştuğumuzda, cesaretimize şaşırırlar, ölüm korkusundan gözleri yumurta gibi kocaman kocaman olurdu. Biz onları öldürmesek onlar bizi öldürecekti.

Sevgili müslüman yavrularımız, asker toplamak için davullar çalındığında sizlerde bizim gibi şehid olmak sevinciyle savaşa gitmelisiniz. Bu pis ve adi ahlâksız gâvurlar kana ve katilliğe doymazlar, savaşmadan insan kanı akıtmadan duramazlar.

Büyük Osmanlı dedelerimiz bu vahşi ahlâksız gâvurların hepsine insanlığı öğretemedi. İslam dininde gayri Müslimlere baskı yasaktı. Büyük bir kısmı kendi arzularıyla Müslüman oldular ve kurtuldular. Osmanlılar gibi melekleşip cennete gittiler.

Şeytan gâvurların makinalı tüfeklerine karşı Osmanlı kadınının nasırlı çelik gibi güçlü parmakları vardı. Makinalı tüfeğe karşı meydan okuyan imanlı çelik parmakların zaferi. Ne kadar dehşetli cesur bir boğuşma değilmi sevgili çocuklar?

İşte bu cesurluğuyla ve yüksek faziletleriyle meşhur Osmanlı Kadınları göz yaşlarını mendili ile sile sile, soğuktan ölen yavrularına ağlıyarak bulutlu havalarda zifiri karanlıkta kıvrım kıvrım çamurlu çukurlu dağ yollarında, kağnıları yavaş yavaş çeken yorgun öküzlerin önünde sabırla yürümeye devam ederlerdi.

Kağnılarda taşıdıkları top mermilerinin ve diğer cephanenin zarar görmemesi lâzımdı. Yağmurlu ve karlı havalarda yorganları bebeklerinin üstüne örtmeleri yerine cephanenin ve topların üstüne örtmeleri bu durumu gören Osmanlı Subaylarını ve Askerlerini duygulandırır ve ağlatırdı.

Canım Yavrularımız, Siyah çarşaflı sadece gözleri gözüken Osmanlı anaları kazanmıştır Çanakkale ve İstiklâl Harbini. Size anlatılan yalanlara ve palavralara sakın inanmayın. Gâvurların işi şeytanlık yapıp yalanlar uydurmaktır. Müslümanlar uyanık olmalıdır. Her dinlediğinize inanmayın. Çevrenizdeki dindar bilgili insanlara sorun.

Müslümanlara, dindarlara ve Osmanlılara saldıran Türkiyeli gizli gâvurlara çok dikkat edin. Allah korusun sizleri kandırırlar. İmanınızı çalarlar. Sizi dinsiz yapıp , cehenneme gitmenize sebep olurlar. Aman İslâm düşmanlarına çok dikkat edin evlâdlarım.

Osmanlı Kadınları, 1000 senedir İslâmın Kılıncı olan İmanlı Osmanlı yiğitlerini yetiştiren şehidlerin analarıydı. Gâvurları yurdumuzdan atamazsak ezanımız, dinimiz, namusumuz, canımız, Padişahımız, Halifemiz yok olur başşız kalırdık. Hayatta kalabilen müslümanlar katil ve şerefsiz adi gâvurlara kul, köle, esir olurdu. Ahlâksız gâvurlar bizleri kendilerine benzetirlerdi.

Yüce dinimizi, Kuranımızı, ezanımızı, imanımızı, namusumuzu, islamî örtümüzü yasak ederlerdi.“Osmanlı Kadını”olabilmek ne büyük şerefti yarabbim.

Osmanlı Kadınları Merttiler, vefalıydılar, namusluydular, şefkatliydiler, vicdanlıydılar, sadakatliydiler, cesurdular, kibardılar, çok güzel örtülüydüler, erkeklerine çok hürmet ederlerdi, siyah çarşaf içinde sadece gözleri görünürdü.

O mübarek örtünün altında adeta dişi bir aslan cesaretinde ve asaletinde melekleri andıran ve hatta melekleri geçen Osmanlı kadını dağlarda günlerce uyumadan yürür ve cephaneyi beklerdi. Her gün abdestler alır, namazlar kılarlar ve Kuranı Kerim okurlardı. Yüksek hayalıydılar yani çok büyük utanma duygusuna sahiptiler. Erkeklerine çok hürmet ettiklerinden yanlarında yüksek sesle konuşmazlardı.

Osmanlı erkekleride Osmanlı kadınlarına çok büyük hürmet ederlerdi. Osmanlı Kadınına layık olmaya çalışırlardı.

Osmanlı Kadınları gayet ciddî ve fedakârdılar. Pis, katil gâvurlar gibi hayvanca bir hayat yaşamazlardı. Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed ve yıldız gibi sahabelerini taklid ederlerdi.

Güzel Çocuklarımız sizlerde melekleri, insanlıkta ve güzellikte geçmek isterseniz , cennete gitmek isterseniz; Büyük Osmanlı Ecdadınız gibi olmalısınız.

Şimdi bu meşhur “Osmanlı Kadınını” gâvur kadını, Boyalı Yunan kokonası yapmak için; sinemalarla, radyolarla, gazetelerle, dergilerle ve okullarla çok sinsi gizli şeytani çalışmalar yapılıyor. Yıkmak kolay olduğu için başarıyorlarda. Acımasız hain Terörist Gâvurların yıktığı insanlığı, biz zavallı boynu bükük esir müslümanlar hızla tamir etmeliyiz. Yüce islâmiyeti samimi olarak yaşamaya ve örnek olmaya gayret edip, çevremizdeki insanları İslamiyete davet etmeye çalışmalıyız.

Kan içici Vampir Gâvurlar 1920 yıllarından beri her sene milyonlarca müslümanı öldürüyorlar, sakat ve hasta ediyorlar. Hiç yürekleri sızlamıyor. Utanmadan, perişan ettikleri müslümanlara yardım ettiklerini söylüyorlar.

Şeytan gâvurlar kendileri müslüman ülkelerini küçük devletlere bölmüşler. Müslüman ülkelerin idaresine kendi casuslarını, yani müslüman isimli casuslarını ve generallerini getirmişler. Müslümanların Petrollerini, madenlerini sömürüyorlar. Emeklerini ve ekmeklerini çalıp aç bırakıyorlar. Müslümanları kalleşce ve şerefsizce anarşistlikle, gericilikle ve yobazlıkla suçlayıp değerli, mübarek müslümanları öldürüyorlar veya iç savaşla öldürtüyorlar.

Hristiyan halkı gibi müslümanlarıda bu yalanlara inandırıyorlar. Bilhassa dindar müslümanlar uyanmalı, bu şeytan vampir gâvurların gizli ve açık senaryo ve tiyatro savaşlarına kanmamalılar.

Osmanlı Erkeğide hanımlarının hürmetine layık yüksek imanlı ve çok değerli müslümanlardı. Aksi takdirde bin senedir azgın ve şeytan gâvurların zulmünü, katliamını, soykırımlarını durdurabilirlermiydi? Dünyayı sulhla (barışla) yüzlerce sene idare edebilirlermiydi? Büyük Selçuklu Ecdadımız, İslam alemini ve mukaddes toprakları ve Kabemizi , 1096 senesinde başlayıp200 sene süren kanlı haçlı canavarlarının vahşi saldırı ve soykırımlarından koruyabilirlermiydi?

Büyük Osmanlılar kendilerine Sevgili Peygamberimizi ve Peygamberimizin sevgili arkadaşları Sahabeleri örnek almışlardı. Melek gibi Osmanlı erkeklerinin en iyileri Çanakkalede, diğer iyileri ise İstiklâl Harbinde Şehid oldular. Geriye kalanlarda ya öldürüldüler veya korkularından evlerinden dışarı çıkamadılar.

Şok geçirdiler. Çok korktular ve geçmişi unuttular. Görmedim, duymadım, işitmedim diyerek; eskiden, Büyük Osmanlıdan hiç bahsedemediler, bahsetmediler, Büyük Osmanlıyı anlatamadılar. Çok korktular. İslamiyeti yaşamak, anlatmak ve öğretmek yasak olduğundan çocuklarını Müslüman gibi terbiye edip yetiştiremediler. Alimlerin çocukları bile çevreye uydu zalim oldu. Ahlâksız Avrupalılara benzediler.

Birileri utanmadan Padişahlarımız vatanımızı sattı ve kaçtı yalanını söylediler. Sultan Vahideddin bir vatan kahramanıydı. Ülkemizden atılırken, saraydan yanına istediğin kadar altın al dendiği halde hiç almadı. Bavuluna biraz altın koysaydı İtalyada ömür boyu rahat olarak yaşardı.

Bu milletimin malıdır alamam, dedi.

İtalyada İtalyan bakkala borçlu olarak öldü. Borcundan dolayı cenazesine el (haciz)koyuldu. Hindistanlı bir müslüman zengini Padişahımızın borcunu ödedi. Cenazesinin ülkemize girmesi yasak olduğu için Şam şehrinde bir Caminin bahçesine defnedildi yani gömüldü. Şimdi oraya otel yapıldığı için cenazesi kayboldu.

Keşke o Büyük Osmanlıların tırnağı olabilsek. Melek gibi mübarek ecdadımıza (dedelerimize) ve Padişahlarımıza düşman edildik. Müslüman kardeşlerimize düşman, gâvurlara dost edildik. “Domuzdan post, gâvurdan dost olmaz” ata sözümüzü unuttuk, daha doğrusu gâvurun davulunu çalan birileri unutturdu.

“Küfür tek millettir. Siz onlardan olmadıkça kafirler size dost olmazlar” diyen Kuranı Kerimide unuttuk.

Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlı Ecdadımızın 1000 senedir kullandığı Kur’an-ı Kerim harfleriyle Türkçe yazımız, güzel Osmanlıcamız 1926 da yasaklandı. Kuranı Kerimler ve Osmanlıca ilim kitablarıda yasaklandı. Yakıldı, çöpe atıldı ve Bulgarlara neredeyse bedavaya (okkası beş kuruşa) satıldı!

Eğer Büyük Osmanlı öğretmenleri Hanımlarını Yunan kokona kadınları gibi açıp, çıplak giydirip, balo denen devletin yeni açtığı batı müziği çalınan dans salonlarına götürmezlerse öğretmenlik yapamadılar. Çiftçi, çöpçü oldular veya aç kaldılar, aşağılandılar. Öğretmenlerin birbirlerinin hanımları ve kızlarıyla dans etmeleri ve içki içmeleri gerekiyordu.

Avrupalı gâvurlar gibi yaşamayı istiyenler zengin oldular. Müslüman gibi yaşamak istiyenler, zenci ve parya (kendi ülkesinde aşağılanan köle) durumuna düşürüldüğü için cahil kaldılar, sefil oldular, aç kaldılar.

Vatanımızı son savaşlarda Gâvurlardan kurtaran Siyah Çarşaflı Kahraman Osmanlı annelerimizin çarşafını giyen imanlı genç kızlarımızı, kadınlarımızı yollarda gören gâvur çocuğu gibi yetiştirilen müslüman evlatları, annelerine;
– Bak anne öcü gidiyor! diyorlar artık.

Sevgili Çocuklar Görüyorsunuz halen yamalı elbiseler giyiyoruz. Ve bununla şeref duyuyoruz. Aza kanaat edip kimseyi aldatmıyoruz. Yasakda olsa yüce dinimizi yaşamaya gayret ediyoruz. Bizi halen daha tam gâvur yapamadılar.

Gençlerin imanını kurtarmak için imanla ilgili altıbin sahifelik kitaplar yazan İslam Alimi Bediuzzaman Said Nursi efendiyi 28 senedir devamlı hapislerde ve sürgünlerde süründürüyorlar. Bediuzzaman (zamanın büyüğü) kendisiyle beraber hapis yatan terzi kardeşimize yeni yama yapması için Sakosunu yani paltosunu vermiş. İslamî kitap okuduğu için Bediuzzamanla beraber hapis yatan terzi kardeşimiz Bediuzzaman ın paltosundaki yamaları saymış, tam 54 tane yama varmış. Halen hepimiz yamalı giyiyoruz. Karnımız zor doyuyor.

Avrupalılar gibi zengin olmak için dansa gitmeliymişiz! Şapka giymeliymişiz! Şapka alacak paramız yoktu devletin bankası faizle halkımıza borç şapka parası verdi. Avrupalılar, Yahudiler eski şapkalarını kalıplayıp temizleyip bize sattılar çok para kazandılar. Şapka giymeyen ülkeler geri kalırmış! Karadenizliler çok imanlıydılar, şapka giymek istemeyince Osmanlının Hamidiye zırhlısı (savaş gemisi) gönderilmiş ve karadeniz sahili topa tutulmuş. Kâlpleri iman dolu Karadenizliler
-Atma Hamidiye atma, şapkada giyeceğiz, vergide vereceğiz! diye bağırırlarmış. Karadenizliler gâvur şapkasını Hamidiye zırhlısının (büyük savaş gemisinin) bombalarıyla giymeyi kabul etmişler.

Zavallı halkımız ilk seneler mecbur olmalarına rağmen islâm ahlâkından ayrılmasın diye çocuklarını yeni açılan okullara göndermek istemediler. Baktılar, olmuyor, mecbur edildiklerinden önce erkek çocuklarını okula gönderdiler. Kızlar evde cahil kaldı. Sonra kızlarıda gönderdiler. Böylece güzel ülkemizin erkekleri ve kızları halen uyduruk tahsilli, bozuk ahlâklı hırsız ve sahtekarlarla doldu.

Melek gibi güzel, iyi huylu, keramet sahibi dedelerimiz biz hayırsız evlatlarına gücendiler, darıldılar.

O Güzel Peygamberimiz Hz. Muhammedin aşığı, dünyanın en güzel insanları, güzel Osmanlılar, güzel atlara bindiler ve Firdevs Cennetlerine gittiler. Halbuki Büyük Osmanlıda çocuklarımız 3 yaşında “Amin Alayları”yla Camilerde ve “sibyan mektepleri”nde eğitime başlarlar, Melek gibi yetişirler, polise, mahkemeye, jandarmaya hatta hastahaneye ihtiyaçları olmazdı. Çocuklarımız ahlaksız pis gâvurlara benzemezdi. Sevgili Peygamberimizin arkadaşları mübarek sahabelerin yüksek imânlı çocuklarına benzerdi.

Sevgili Çocuklarımız, yüce islâm dinimiz, insanlarımızı aynı melek gibi yapardı. Hatta müslümanlar melekleri geçerlerdi. Osmanlı insanı keramet sahibiydi. Evliya gibiydi. Bütün değerlerimizi kaybettiğimiz gibi Kerametimizide çaldılar.

1000 senedir Yüksek İmanlı Selcuklu ve Osmanlının Kerametinden korkan gâvurlar artık bayram ediyorlardır.

Keşke bende Şehid olsaydımda bu kara günleri görmeseydim. Eğer Osmanlı dedeleriniz bu günleri görseydi bizlere müslüman demezlerdi. Akdenizin Hakimi Kaptanı Derya (Denizler Amirali) Hayrettin Paşa bugünki sahillerimizi görse düşman işgal etmiş diye topa tutardı. Ne acı hallere düştük evlâtlarım. Maalesef dinimiz öz vatanımızda yasak edildi ve halende tam serbest değildir. Yasaklar yüzünden gerçekleri öğrenemeyen halkımız zavallı bir şekilde İslamiyetten uzaklaşmaktadır ama sebebini anlıyamamaktadır.

“Gâvurun parasını alan, davulunu çalar” demiş Osmanlı dedelerimiz. Amerika gâvuru bize niye para versin ki? Gâvur Mareşalın pis parası bize zarar verir. Vardır gâvurun bir şeytanlığı. Tabii biz müslümanlar aptal değiliz, niçin bu duruma düştüğümüzü ve düşürüldüğümüzü pekâla biliyoruz. Sizlere anlatmamız çok yasaktır. Bu yüzden hiç anlatamıyoruz. Derdimizi içimize atıyoruz. Kalbimiz hep kan ağlıyor. Dillerimiz ve kalemlerimiz görünmiyen iplerle bağlanmış konuşamıyor ve yazamıyor. Müslümanlar ve Müslüman dostlar ağlıyor.
Bin senedir bizler için tatlı canını veren milyonlarca şehidler toprağın altında kan ağlıyor. Gâvurlar, gâvur dostları ve nüfus kağıdı müslümanı gâvur kayırıcıları halimize gülüyor. Siyonist katil yahudiler ve vahşi haçlı gâvurları bayram ediyorlar.

Ey Sevgili Güzel çocuklarımız, bütün ümidimiz sizsiniz, sakın Unutmayın, büyüdüğünüzde çevrenizdeki imanlı, bilgili , yaşlı insanlardan sorarak gerçekleri öğrenmelisiniz. Büyük Osmanlı dedeleriniz gibi cesur, kahraman, alim ve büyük insanlar olunuz. Bana dokunmayan yılan 40 yıl yaşasın demeyin sakın. İstiklâl marşımızın şairi Merhum Mehmed Akif Ersoyun “Safahat” isimli şiir kitabını okumalısınız. Şapka giymemek için Mısır’a kaçtığını fakat sonra yaşlanıp hastalanınca vatan hasretiyle dinime ve vatanıma hizmet etmek için Papaz Zünnap’ı (kuşağı) bile takarım diye vatanına döndüğünü, başına, küçük çocukların çiş yaptığı lâzımlık gibi, gâvurların Foter Şapkasını geçirdiğini biliyormusunuz?

Sevgili yavrularımız okulunuzda başarılı olmak için gizli müslüman olmalısınız. Yoksa sizi daha küçücük yeşil bir fidanken hiç acımadan kökünüzden söker çöpe atarlar. Aşağılarlar ve azarlarlar. Sizi ezmekten zevk alırlar. Derslerde size öğretilen yalanları öğrenin, sizde öğretmeninizin istediği gibi yalan cevap verin ki, yüksek not alıp, diplomanızı alarak bu boynu bükük zavallı müslüman milletimize samimi hizmet edin.

Büyük Osmanlı Ecdadımızın son Kal’ası (kalesi) olan bu Cennet vatanımızda yani Türkiyemizde İslâm dini yasak olduğu halde her sene bir sürü Yahudi, Rum (yunanlı) ve Süryani Hristiyanları kendi arzularıyla müftülüklere müracaat edip müslüman oluyorlar. Niçin müslüman oluyorlar? Müslüman olanlara para vermiyorlar ki, gâvur olanlara para veriyorlar. Hatta müslüman olanlar ve dindar olanlar aşağılanıyorlar. Hem kendi Hristiyan akrabaları hemde Foterli Müslümanlar aşağılıyorlar.

Gayri müslimler melek gibi Müslüman oluyorlar, çünki islamiyet son hak yani doğru dindir. Yalancı( çıfıt) Yahudiler 5000 sene önce kendi dinleri olan museviliği değiştirmişler daha sonra, 2000 sene önce Hıristiyanlığı değiştirmişlerdir. Şimdi ise islamiyeti değiştirmek ve bozmak istemektedirler.

1950 yılında Amerika biz Türkleri ve Kürtleri Komünizme ve Rusyaya karşı savaştırmak için islamî okullar açmamız yönünde baskı yaptı. Kâfirler imânlı insanın güçlü insan olduğunu iyi biliyorlar. 1950 yılında Kuranı Kerimi yüzünden okumak serbest oldu. Evlerimizde bulundurmakta serbest oldu. Kuranı Kerim Alfabeleri ve Kuran Rehberleri denen elif-ba cüzleri matbaalarda serbestçe basılmaya ve satılmaya başladı. Kapatılan, depo olarak kiraya verilen Camiler açıldı. Yıktırılanlar yeniden yapıldı. Yunanlıların ve Ermenilerin devletimizden satın alarak Şaraphane, depo ve ahır yaptığı camiler temizlendi. Yüksek İmanlı Büyük Osmanlının torunu cahil bırakılan halkımız evlerinden halılar getirip camileri tekrar ibadete açtılar. Kuran Kursları, İmam Hatip Okulları ve Yüksek İslam Enstitüleri (Üniversiteleri) açıldı. Peki bu işleri kim yaptırdı? Bu sorunun cevabını vermek yasaktır. Osmanlı arşivleri halkımıza açılmamıştır ve hiçbir zaman tam açılamazda.

1950 yılında ülkemize bazı serbestlikler geldi ama islamiyet tam serbest edilmedi. Bediuzzaman Said Nursi ve talebeleri, Hacı Süleyman Efendi, Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti gibi münevverler (aydınlar) ve daha pekçok müslüman vatan evlâtları hapis ve sürgünlerle perişan edildiler, dövüldüler,aşağılandılar. Bin senelik Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlı Ecdadımızın (dedelerimizin) ve Çanakkale Savaşı, istiklâl Harbi (kurtuluş savaşı) şehidlerimizin mezarlarında kemikleri sızlamaktadır şimdi.

O melek gibi müslümanlar niçin şehid olmuşlardı? Namusumuza, Dinimize, dilimize, Kuranımıza, Camimize, Evlâdlarımıza Avrupa Gâvurları zarar vermesin diye değilmi? Ankarada ikinci mecliste bir millet vekili mecliste kürsüden şöyle bağırmıştı.
– Padişahı, halifeyi ve çocuklarını Yurt dışına attık, diğer ölmüş olanların kemiklerinide mezarlardan çıkarıp yurt dışına atalım!

Canımız çocuklarımız, Bizi bin senedir İslâmın Bayraktarı yapıp dünyaya hakim kılan yüce dinimiz ve Padişahlarımız değil midir? Dünyanın bütün zalim şeytan gâvurlarına karşı mübarek Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlı Cennetmekan Ecdadımız bu gücünü, kuvvetini 1000 senedir Yüce islâm dinimizden almadı mı?

Peki biz Osmanlı Askerleri siz canımız yavrularımız için canımızı dişimize takarak, adeta ölümle alay ederek vicdansız, kâfir gâvurların cehennem gibi ateş kusan, milyonlarca mermi yağdıran makinalı tüfeklerine karşı Allah Allah diye diye ölümün üstüne üstüne koşmadık mı? Peki niçin savaş sonrası; bir zamanlar 23 milyon km. kare ve şu anda sadece 777 bin km. kare olan cennet vatanımızda yüce dinimiz yasaktır?
Niçin Büyük Osmanlı Dedelerimizin mezar taşlarını okuyamıyorsunuz?
Eğer Osmanlı Dedelerinizin mezar taşlarını okuyabilseniz alim olursunuz. Onların mezar taşları bile sapıtmış hasta insanlığa bir reçete, bir mürşiddir yani irşad edici, uyandırıcı yol göstericidir.

Dedelerinizin 1000 senedir kullandığı o en güzel yazıyı öğrenmeniz niçin çok yasaktır? Bu soruların cevabını vermekde yasaktır. Gizli olarak öğrenmelisiniz. Dedelerinizin 1000 senedir giydiği islami kıyafeti giymeniz niçin yasaktır?

Evinizde birbuçuk veya iki metre boyunda tülbend bezini başınıza takdığınız takkenin veya berenin üzerine sarınız, ucunuda Osmanlı akıncıları gibi sarkıtınız, aynaya bakınız ve bu Osmanlı Sarığıyla namaz kılınız. Kendinizi Büyük Osmanlı gibi güçlü hissedeceksiniz.

18 sene niçin aslına uygun ezan okunmamıştır Türkiyemizde? Cuma günü niçin tatil günü değildir? Niçin değiştirilmiştir? Niçin memurlar, askerler ve öğrenciler mesaiden dolayı veya başka sebepten cuma namazına gidemez?

Müslüman Yavrularının Yunanlı Kopillerden (çocuklardan) farkı varmıdır bugün?

Ey Yüce Peygamberim, Yüce Alparslan, Kılıç Arslan, Ertuğrul, Osman Gazi, Muhammed Fatih, Yavuz Sultan Selim Affet bizi ne olur? Size layık ümmet (müslüman) olamadık!

Keşke bende yüzbinlerce Osmanlı Kardeşlerim gibi Çanakkalede, Kurtuluş Savaşında Şehid olsaydımda bu acı günleri görmeseydim. Böyle “Kurtuluş” mu olur? Bakın siz güzel yavrularımıza bile vatan hainlerini, dinimizin ve vatanımızın iç ve dış düşmanlarını anlatmaya korkuyorum. Adeta bizi hayvan gibi ehlileştirdiler. İyi bakın bana, hiç iki büyük Savaşta Dünya Gâvurlarına karşı senelerce arslanlar gibi savaşmış bir mücahidin halini, cesaretini ve imânını görebiliyormusunuz bende?

Kendimi bir tavuk gibi korkak ve şaşkın hissediyorum artık. Yasaklar yüzünden benide hapis ederler veya öldürürler diye korkuyorum. Hemde çok korkuyorum. Basit piyade tüfeğiyle, cehenemî ateş kusan gâvur makinalılarının üzerine şehid olmak için imanla giden bu amcanız şimdi şaşkın tavuk gibi kümesinden faciaları seyrediyor.

Bizleri yavaş yavaş alıştırarak, adım adım farkına vardırmadan binlerce hilelerle imânımızdan ve dinimizden ettiler. Avrupa ve Amerikadaki Cahiliyye gâvurlarından bir farkımız var mı?

Hıh işte, Nüfus kağıdımızda müslüman yazıyor. Aslında gâvur Keferelerinden (kafirlerinden) veya gayri müslimlerden bir farkımız yok. Nüfus kağıdı müslümanı olduk.

Gâvurlar Biz Mübarek Osmanlıların, Gücümüzü ve Kerametimizi çaldılar. Melek gibi Büyük Osmanlı ve Evliyalar gibi keramet sahibiydik. Allah biz iyi kullarına manevi kerametler nasib ederdi. Ayı gibi pis gâvurlar savaş meydanında Osmanlı Askerlerini dev gibi görürler ve kaçarlardı.

Büyük Padişahlarımız kan ve can meydanı olan harb (savaş) meydanlarında İslam Ordusunun en Önünde Başında kocaman sarığı, Elinde kılıncı,
– Mehterlerim Vursun! Diye arslanlar gibi kükrediğinde, Mehter “Hücum Marşını” vurduğunda yer ve gök “Allah Allah Allah” nidalarıyla sarsılmaya başladığında katil gâvurlar kaçışmaya başlarmış. Evliya Çelebi bile vazifesi seyahatname yazmak olduğu halde eteğini kuşağına sokarak islam askeriyle savaşlarda küffara karşı savaşmış.

Ya şimdi nasılız benim canım çocuklarım? Padişahlarımızı, çocuklarını ve bütün akrabalarını gâvur ülkelerine attık diye bayram yapmıyormuyuz?

Bütün güzelliklerimizi çaldılar, bütün güzelliklerimizi değiştirdiler. Kedi gibi olduk ama sen arslansın diye birileri bizimle dalga geçtiler. Söyleyene değil siz söyletene bakınız. Kedi yapılan bu arslan birgün aslına dönecek inşallah.

Siz Osmanlı Torunları Gâvurlardan, gâvur dostlarından ve Gâvur Kayırıcılardan bu zulmün hesabını soracaksınız. Ölümlü dünya, bizler mezara yaklaştık. Bunu sizler yapacaksınız. Bu zaferi sizler kazanacaksınız. Zavallı milletimizin göz yaşlarını sizler sileceksiniz.

Güzel yavrularımız; Yüce islâm dinini, islâm tarihini, dolayısıyla Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlı İslâm tarihini, Kahraman, imanlı, melek gibi iyi müslüman dedelerinizi ve zalim iç ve dış gâvurları çok iyi öğrenmelisiniz.
Bilhassa şeytanı şeytanlıkta geçen ingiliz gâvuruna çok dikkat ediniz. Gâvurların akıl babası yalancı Yahudilerdir unutmayın.

Sizde çocuklarınıza ve çevrenizdekilere gerçekleri gizlice öğretmelisiniz. Sakın her sene milyonlarca müslümanı hiç acımadan soykırımlarla öldüren, sakat eden, hasta eden şeytan gâvurlara ve onların çocuklarına özenmeyin. Onlara ve çocuklarına benzemeye çalışmayın. Yalanlarına ve iğrenç hilelerine ve ahlâksızlıklarına kanmayın. Yoksa milyonlarca islâm şehidlerinin su gibi akıttıkları kanlar helâl olmaz sizlere.

Gâvurlar ahlâksızdır, namussuzdur, içkicidir, kumarcıdır, yalancıdır, hilecidir, zalimdir, katildir, teröristtir.

Sevgili Evlâtlarımız gelelim savaş sonrası günlerimize. Bazı mübarek Osmanlı anaları savaş sonrası sokaklardaki açık saçıklığı görmemek için ölünceye kadar evlerinden hiç dışarı yani sokağa çıkmadılar. Osmanlı evlerinin duvarları yüksek olduğundan sokaklardaki çıplaklık rezaletini görmediler, görmek istemediler. Onlar keramet sahibi hakiki müslümanlardı.

1932-1950 yıllari arasında 18 sene Türkiyede hiç ezan sesi duymadık! Kamette yasaktı! Ezan ve kamet Türkçe okunuyordu. Biliyorsunuz kamet farz namazdan önce okunur. Halkımızla, Tanrı uludur, Tanrıdan başka yoktur tapacak, haydin namaza, haydin namaza, diye dalga geçiliyordu sanki! Birtek “Hayyalenfelah” sözünü tam tercüme etmemişlerdi. “Haydin felaha” diyorlardı. Acaba yeni nesil (müslüman çocukları) ezan, kamed ve caminin insanları cehennemden, dert ve hastalıklardan kurtardığını anlamasın diyemi “Haydin Kurtulmaya” demiyorlardı da, “Haydin felaha” diyorlardı? Felah kelimesi arabçaydı, değiştirmeleri gerekmezmiydi ?
Ezan Okununca halkımız korku içinde birbirlerine ;

– Müezzin efendi Tangır Tungur Uluyor, derlerdi.
Ulumak köpeklerin geceleri uzun uzun bağırmaları demektir. İstanbulda Sultanahmet Camiinde türkçe namaz denemeleri yapıldı. Camilerimize kiliseler gibi oturaklar, kanapeler ve müzik org u koymak için uğraştılar. Halkımız sessizce korku içinde seyretti. Fakat ilgi göstermedi. Türkçe namazdan vazgeçildi!

Sahi biz niçin gâvurlarla senelerce savaşmıştık? Niçin şehid olmuş, sakat kalmış ve yaralanmıştık?
Ayasofya camisi gâvur müzesi olsun diyemi? Camilerimiz Ermenilere ve Yunanlılara kiralansın ve satılsın, yıkılsın ve kapatılsın diyemi?
Dünya Gâvurlarının Papa’sı varken, Halife Efendimiz gavur ülkelerine atılsın diyemi?
Ezanlar Türkçe okunsun diyemi?
İslam dini dersleri yasak edilsin diyemi?
Müslüman kızlarının ve erkeklerinin utanma duygusu yok edilsin diyemi?
Hiçbir müslüman kızı sahneye çıkıp şarkı söylemezken, tiyatro artistliğini yapmayı istemezken, genelevler açıp müslüman kızlarını fahişe olarak satmak için mi?
Müslüman erkekleri aç ve işsizken, müslüman hanımları işe alıp tuvalet, süslenme parası kadar maaş verip, aile düzenimizi ve sistemimizi bozmak için mi?
Sahi ben bunun için mi binbir rezillik içinde pis, canavar gâvurlarla boğuştum?
Benim canım kıymetli değilmi?
Afedersiniz yavrularımız benim alnımda salak yazıyormu?
Bu son Osmanlı kalesinin yani Türkiyemizin hakiki sahipleri olan dindar Müslümanların alınlarında salak yazıyormu?

Sevgili Çocuklarımız, siz dedelerinizi ve ninelerinizi tanımıyorsunuz. Sizleri dedelerinize ve ninelerinize kasıtlı olarak düşman ettiler. Dedelerinizin ve ninelerinizin melek gibi dünyanın en iyi insanları olduğunu bilseniz, şimdi sizlerde benim gibi ağlardınız.

Osmanlı Dedelerinizi ve ninelerinizi bilenlere sorarak öğrenmelisiniz. Radyolara, gazetelere ve size öğretilen tarihe inanmayın sakın. Birkaç komşu çocuğuna Kuranı Kerimi yasak olduğu için, gizlice mânasını anlamadan yüzünden okumayı öğreten hoca efendiler Jandarma tarafindan yerlerde sürüklenerek hapse atılmışlar. Hapisten çıkınca hoca efendiler halkımız gibi evindeki Kuranı Kerimleri yakmışlar. Bin senedir kullandığımız, Kuran Harfleriyle dünyayı idare ettiğimiz, Osmanlıca yazıyla Amerikadan Akdenizde dolaşma vergisi aldığımız dilimiz yasak edilmiş, lâtin yazısı getirilmiş. Kafi miktarda gâvur harfleriyle okul kitaplari bile basılamamış. Halkımız cahil kalmıştır.
İmam kalmadığı için Komünist Yugoslavyadan kaçak imamlar geldiler, cenaze namazlarımızı onlar kıldırdılar.

Sevgili küçükler size daha fazla anlatamıyacağım zira beni hapse atarlar. Ben senelerce canımı dişime takarak karda tipide firtınada çamurlar, bitler, pireler içinde soğuktan titriyerek açlık içinde vatanım ve yüce dinim İslamiyet için savaştım. Bir sürü yara aldım. Nasıl yaşayabildiğime şaşmaktayım. Sol kolum, omuzum ve sol ayağım sakat ve devamlı ağrıyor. İlaç ve doktor paramda yok. Zaten ilaç tesir etmiyor ağrılarıma. Yiyecek ekmeği zor buluyoruz.. Ölünceye kadar bu acıyı çekeceğim. Askerlik bizim için peygamber ocağıdır. Bizi İslamiyet yüceltmişti.

17. asırda bir avrupalı başpapaz;

– Müslümanlara saldırıyoruz ama hep biz savaşı kaybediyoruz. Osmanlının bu gücü nereden aldığını bulmalıyız diye Osmanlıya casuslar gönderiyor.
Müslümanların bu gücü Kuranı Kerimden aldığını anlıyorlar. Müslümanların gücünü yok etmek için binlerce en zeki çocuklarını casus olarak yetiştiriyorlar. Bu en zeki şeytan casusları 23 bin km2 büyüklüğündeki Osmanlı Devletine ve hindistan müslümanlarına gönderiyorlar. Akıl almaz planlar, proğramlar ve şeytanlıklar yapıyorlar. Büyük Osmanlıyı, içerden satın aldıkları casuslarınıda kullanarak zayıflatıp ortadan kaldırıyorlar.
Bu casusların en meşhurları 300 sene önce Yahudilikten dönen izmirli Sabatay Sevi ve onun dönme taraftarlarıdır. Bunlara Sabataycı veya Selanik dönmeleri denir. Türkçülüğü ve ırkçılığı getirerek Osmanlıyı yıkmışlardır. Arkalarında İngilizler ve bütün dünya Yahudileri ve Gâvurları vardır. Şimdi ben size, bize oynanan oyunları ve hileleri anlatırsam beni hapse atarlar, devamlı döverler. Ülkemizde halen müslüman olmak tam serbest değildir! 1950 yilinda camiler açıldı artık size camiye gitme diyen mi var diye bizimle alay ediyorlar. Biz müslümanları aptal zannediyorlar. “Necip Fazıl” ın dediği gibi “Camiler açık ama yolları kapalı”. Küçücük yaştan itibaren melek gibi müslüman çocukları yetiştirmek yasak! Müslüman çocuklarının Yunan çocukları gibi olması isteniyor.

Gazi amca birden titreyerek hüngür hüngür ağlamaya başladı, mendiliyle gözlerinden akan yaşları silerken titrek sesiyle bize anlatmaya devam ediyordu. Zaten baştan beri arada ağlıyor, üzüntüsünden hep gözleri yaşarıyor ve devamlı mendiliyle gözlerini siliyordu. Biz çocuklar hiç böyle şeyler duymadığımızdan anlatılanları anlayabilmek için pür dikkat Gazi Amcayı dinliyorduk. Sanki onunla beraber Çanakkalede ve İstiklal harbinde bizlerde savaşıyorduk. Gazi Amca gözyaşlarını sildikçe tekrar gözleri yaşlarla doluyor ve akan gözyaşlarını mendiline silmeye devam ediyordu. Arkadaşlarım ve bende ağlamamak için kendimizi zor tutuyorduk.

O güne kadar kimse biz çocuklara dinimizin yasak olduğunu söylememişti. İlkokul Öğretmenim Kara Hüseyin Bey, Resim dersi için kıra ve okulun uzağındaki bahçeye gittiğimizde çimenlerin üzerinde namaz kılardı ama okulda hiç namaz kıldığını görmedim. Okulda başka namaz kılanda görmedim. Birgün bize kara tahtaya birşeyler çizdi ve Kuranı Kerim harfleriyle bin senedir kullandığımız Güzel Türkçenin yani Osmanlıcanın zor ve kötü olduğunu yeni yazıyla bu dertten kurtulduğumuz yalanını söyledi. Ertesi günü Kara Mustafa Paşa ilkokulu müdürü Hilmi Bey geldi. Bizi imtihan etti. Bizde öğretmenimizden duyduğumuz sözlerle Osmanlı yazısını kötüledik yani aleyhinde bulunduk. Hayatımda Hilmi Beyden ve Ankara Radyosundan başka “tünaydın” kelimesini kullanan duymadım.

Baş öğretmen Hilmi bey Osmanlıya düşman, Avrupalı olmuş düzenin komik bir adamıydı. Başında lâzımlık gibi kocaman foteriyle komik komik İngilizler gibi yapmacık centilmenlik numaraları yapardı. Halbuki Allah Rahmet eylesin sınıf öğretmenimiz Hüseyin Bey bize Osmanlının ve İslamiyetin aleyhinde mecbur kalmadıkça konuşmazdı. Eğer bize din dersinde namaz surelerini öğretmeseydi bugün namaz kılamazdım. İkiside foter Şapkalıydı. Ama eminim Hüseyin Bey mecburiyetten foter giyiyordu.

Kenan Evreni asıp kestiği ve fırtına gibi estiği günlerde bir futbol maçında İslam Harfleriyle Osmanlıca not tutarken gören gazeteciler, şaşırarak sebebini sormuşlar? Sendemi Osmanlıca yazıyorsun Paşam? Demişler!
– Alışkanlık işte çocuklar, diye cevap vermiş.
Hürriyet Gazetesine Aziz Nesin bir röportajda şöyle diyor;
– Ben dinsizim ama müslümanlara hürmetliyim. Zor yazan biriyim. Bütün kitaplarımı elimle üç defa düzelterek Osmanlıca yazarım. Dördüncü defaki düzeltmede daktiloyla Latince (İspanyol harfleriyle) yazarım, demiş. Bu iki misal (örnek) gösteriyorki Osmanlıca güzel bir yazıydı. Daha neler oldu neler. Hızla dinimizi ve gerçek tarihimizi dindar bilgili insanlardan öğrenmemiz gerekiyor.

Danimarka Televizyonu Amerikanın Pakistanda 20 000 Taliban okulu açtırdığını söyledi ve 1400 öğrencili bir Taliban okulunu bir saat gösterdi. Pakistanlı kız ve erkek öğrencileri ve öğretmenlerini yakından tanımak gözlerimi yaşarttı. Amerikanın, şeytanları geçen Yahudi idarecileri, istedikleri zaman istedikleri islam ülkesini kullanıyorlar. İstedikleri zaman menfaatlarına göre gâvur veya müslüman yapıyorlar. Sonra tekrar gâvur yapıyorlar.

Müslüman ülkelerinin generallerini 1920 lerde satın aldıkları için bu müslümanlardan saklanan tek taraflı gizli saldırı ve savaşta kolayca başarılı oluyorlar. Yahudi ve Amerika bu gizli iğrenç tiyatro savaşını batı Avrupa ülkeleri devletleriyle beraber yapıyor.

Hristiyan dünya halkı ve bilgisiz müslümanlar bu şeytanlıkları anlıyamadığı için kendilerini felaketten ve soykırımdan kurtarmak istiyen zavallı iyi müslümanlara terörist diyerek düşman oluyorlar.

Hristiyan Papazlar bugüne kadar Hristiyan halkı yalanlarla islama düşman ederek kandırıyorlardı ve doğruları söylemiyorlardı. Ama artık dünya küreselleşme ile bir köy gibi oldu. Araştırma ruhuna sahib olan insanlar Son hak yani doğru din olan yüce İslamiyeti bulabiliyor ve kolayca müslüman olabiliyor. Böyle giderse bütün dünya kendiliğinden müslüman olabilir. Hemde müslümanlar İslamiyeti yaşayamadığı ve zavallı , perişan oldukları halde.

İşte bu durumun olmaması için Zalim Gâvurlar yakında orta doğuda çok kanlı bir soykırıma hazırlanıyorlar. Bir ihtimal Yalancı Siyonist Yahudiler, Hristiyanları Müslümanlarla savaştırıp yoracaklar ve daha sonra 2000 senedir bekledikleri kanlı Dünya Yahudi Krallığı Devletini kuracaklar. Yani tarihte olduğu gibi Hristiyan düşmanlığı yapacaklar.

İslam ve Osmanlı devrindeki sulhu ve huzuru bütün dünya arıyacaktır. Hiçbir zaman zulümle barış olmaz. Hristiyanlar tarihte kendi zalim kralları ve Papazlarına karşı Adaletli Müslüman Osmanlı sultanlarını tercih ettiklerini unutmamalılar. Yalancı Yahudiye karşı dikkatli olmalılar. Ahirette zalime yardımcı oldukları için de imtihanı tekrar kaybedebilirler.

Gâvurlar Komünizme karşı kendi yetiştirdikleri milyonlarca melek gibi Taliban ve diğer müslümanları düşmanlarına karşı kullandıktan sonra ölmeyip hayatta kalanları terörist oldular diye kancıkça ve kalleşçe acımadan havadan “halı bombalamasıyla” yani dolu yağar gibi her tarafa bomba yağdırarak müslüman soykırımı yapıyorlar. Müslümanlar sayesinde Komünizmi yok ederek dünyanın dengesini bozdular. Artık biz müslümanlar ya kırk katır arkasında sürüklenerek veya kırk satırla doğranarak yok edileceğiz. Gâvurlar yakında bizlere “Kırk Katır mı? Kırk Satır mı? Sorusunu soracaklar. Resulullaha kavuşmamız için pasaportumuzu elimize verecekler. Bir kısmımız, ben gâvur oldum deselerde öldürülmekten kurtulamıyacaklar.

1000 yıllarında 96 senelik Kudüste Haçlı İşgalinde olduğu gibi soykırım yapacaklardır. Eğer bu soykırımı yapamazlarsa insanların kendiliklerinden İslamiyeti seçmeleriyle dünya barışı gerçekleşecektir. Dünya aza kanaat eden melek gibi müslümanlarla dolacaktır. Bu durum Kapitalistleri, eşkiya ruhluları rahatsız edeceğinden soygun ve soykırımlarının devam etmesi için Medya silahları, Yüksek teknoloji silahları ve Yalan tiyatrosu silahlarıyla barış arıyan insanları İslamiyetten kaçıracaklardır.

Müslümanların kendine hayrı yoktur. Çocuklarını bile yetiştirememektedirler. Gâvurlar 1920 den beri müslümanları yavaş yavaş salaklaştırmıştır. Müslümanlar salaklaştığının farkında bile değildir. Yahudi televizyonlarının ve gazetelerinin sözlerine ve yazdıklarına inanmaktadırlar.

Müslümanlar uyanmalıdır. Uyanık müslümanların sayısını çoğaltmak için bütün dünyadaki insanları ve Müslümanları İslamiyete davet etmeliyiz. Pek yakında Türkiyenin Hristiyan yapılması için büyük çalışmalar başlıyacaktır.

1950 yılında Amerika Ruslara karşı bekçilik yapmamız için imam Hatip Okullarını açtırmış, Kuranı Kerimi sadece yüzünden okumak için Kuran Kursları açtırmış ve Okullara mecburi din dersi koyulmasını sağlamıştı. Komünizme karşı bizi uyduruk müslüman yapmaya karar vermişti. Şayet biraz müslüman olamazsak Ruslara karşı bizi savaştıramazdı. Afganistanda yaptığı gibi önce Rusları bize saldırtır sonra yardıma koşardı.

Vatanımızı korumak için Afganlı Mücahitler gibi imanlı ve iyi müslüman olmamız gerekiyordu. İmansız Türkler ve Kürtler korkak olurdu. Ruslardan korkarlar ve savaşmazlardı. Nitekim 1994 senesinde bizi savaştıracaktı ki Rusya ne istiyorsun diye sordu Amerikaya?
Türki Cumhuriyetleri esir olarak istiyorum, dedi Amerika.
Al senin olsun , dedi Rusya. Böylece Rusya –Türkiye savaşı gerçekleşmedi.
Sonra artık ihtiyaç kalmadığı için Amerika baş örtüsünü, imam hatipleri ve Kuran Kurslarını hileli şekilde yasak etti. Yakında çıkaracağı İran Savaşından dolayı Tayyip Bey i Başbakan yaptı. Tayyib Bey iyi insandır + iyi müslümandir. Yasaklar yüzünden daha pekçok gerçekler yazılamaz ve söylenemez. Derin devlet filan diyerek üstünü örterler. Neyse, Gazi Amcanın hıçkırıklarla ağlamaları biraz sakinleşince hüzünlü hüzünlü anlatmaya devam etti.

– Sanki biz Kahraman ve Müslüman Ecdadımız Osmanlıyı bilmiyor muyuz?
Sevgili çocuklar büyüyünce muhakkak “Fatih Sultan Muhammed Hanın Vasiyeti ni, buyruğu”nu okuyunuz. Bir kağıda yazıp arkadaşlarınıza da okuyunuz. Yasaklar yüzünden hiçbir zaman anlatamadığımız gerçekleri çevrenizde bilenleri arayıp bularak sorunuz ve öğreniniz. Büyüyünce aptal müslüman değil, akıllı müslüman olmalısınız.
Bir müftü birgün camide Türkçe Kametten sonra dudaklarını kıpırdatarak sessizce bir şeyler okudu. Müftü gizlice arabça kamet getirdi diye şikayet edildi ve hapse atıldı! Sevgili Çocuklar, sizin Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlı ecdadınız yalan söylemezdi, haram yemezdi, çok çalışkandı, çok mertti, çok kibardı. Dedeler, babalar, anneler, çocuklar melek gibi saf ve temizdiler.

İnşallah sizlerde yüce dininiz güzel islamiyeti iyi öğrenip Osmanlı Dedeleriniz gibi büyük örnek müslümanlar olacaksınız. Sakın ahlâksız ve yalancı gâvurlara özenmeyin. Onlara benzemeyin. Sizler melekler gibi güzel, şefkatli, adaletli, imanlı Cennetmekan Osmanlı evlatlarısınız ve onlar gibi olacaksınız. Birgün gelecek kalleşce düşman edildiğiniz Büyük Osmanlı Cennetmekan Ecdadınızı arayıp, araştırıp bulacaksınız. Sizi gâvurlar gibi ahlaksız yapmaya çalışan iç ve dış düşmanlara ve diğer kötü insanlara sakın kanmayın. Osmanlıda kadın ve anne olmak melekleri geçmek demekti. Büyük Osmanlıda kadınlar sahabi hanımlarını taklid ederlerdi.
Sevgili peygamberimiz, “Sahabelerim yıldızlar gibidir, hangisini taklid ederseniz kurtulursunuz, yani cennete gidersiniz,” demiştir. Gerçekte 1000 senedir -Büyük Selçuklu ve Osmanlı Annelerimiz Sahabe Hanımlarını taklid ederek yüce İslamiyeti güzelce yaşayıp – dünyayı barışla ve adaletle en güzel şekilde idare ediyordu diyebiliriz. Çünki mübarek Sultanlarımızı, Sahabe Hanımları gibi olmak istiyen o mübarek Osmanlı annelerimiz yetiştiriyorlardı. Bazı Sultan Hanımları Hristiyanken müslüman olmuşlar, diğer Osmanlı annelerimiz gibi onlarda şahsi Paralarıyla çok büyük çok güzel Camiler, Çeşmeler, İslami okullar yani medreseler yaptırmışlardır.

Büyük Osmanlı Dedelerimiz, Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed ve Mübarek Sahabeleri (arkadaşları) gibi insanlara iyilik yapmak için yaşarlardı, koşarlardı, çırpınırlardı hatta savaşır şehid olurlardı. İnsanların Yüce İslamiyet ile Şereflenmesi, dünya ve ahiret huzuruna sahib olması için tatlı canlarını verirlerdi.

Sahabiler Allahın yüce dinini yaymak için yürüyerek ve at sırtında Çin’e ve İstanbula gitmişler. Osmanlı Dedelerimizde Viyanaya ve Polanyaya gitmişler. Yüce dinimizin ve müslümanların, vahşi gâvurlara karşı bekçiliğini yapmışlar ve müslüman kardeşlerini korumuşlardır.

Sevgili Çocuklar büyüyünce sizlerde onlar gibi olmalısınız. Yani Sevgili Peygamberimizi, Sevgili Sahabeleri, Sevgili Cennetmekan Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlı Ecdadınızı örnek almalısınız. Tekrar söylüyorum, zalim gâvurlara ve gâvurluğa sakın özenmeyin. Ecdadınızı kötüleyen cahillere ve şeytanlara sakın inanmayın. Yasakta olsa yüce dininizi öğrenmek için çok gayret ediniz.

1950 yılında Ezan serbest oldu çok şükür. Matbaalarda Kuranı Kerim elifbası (alfabesi) ve Kuranı kerim basımı serbest oldu çok şükür. Kapanan, ahır, depo, şaraphane yapılan, kiraya verilen ve yıktırılan camilerimiz yeniden yapılıp tekrar ibadete açıldı çok şükür. Evlerimizde Kuranı Kerim bulundurmakta serbest oldu. Manasını öğrenmeden okumayı öğrenmemizde serbest oldu çok şükür. İlerde inşallah arapça öğrenmenizde serbest olur da Kuranı Kerimin mânasını aslından anlıyabilirsiniz.

Okullarda Fransızca, İngilizce öğretiyorlarda niçin Kuranı Kerimi anlamak yasak olsun? Biz niye Arab kardeşlerimize düşman edildik? Arab kardeşlerimiz bize niye düşman edildi? Bunu İngiliz gâvuru Lavrens isimli casuslarıyla yaptı. Suriyede İngilizlere karşı savaşan bir Osmanlı askerinden dinledim çocuklar;
İngilizler çok büyük paralar dağıtarak Arabların ancak yarısını satın alabilmişler. Diğer yarısı Osmanlı askerleriyle beraber ingilizlere karşı savaşmış. İngilizin Tayyare gemisi, Tayyareleri, tankları, zırhlı savaş gemileri ve üstün silahıyla, Amerikadaki yerlilere karşı yaptığı soykırımla zalimce elde ettiği, altını bol olduğundan hile ve şeytanlıklarıyla Osmanlıya karşı bazı arab kardeşlerimizi kandırarak kullanmış ve galip olmuş.

Çok iyi Arabca bilen ve arab kıyafeti giyen bir ingiliz kumandanı emir vermiş ve 150 civarinda Osmanlı askerlerini zorla bir suya sokmus gözlerini suya attigi kimyevi madde ile kör etmis. Sonrada onları serbest bırakmışki gidip memleketlerinde Arablar bizim gözlerimizi kör ettiler desinler ve Osmanlılar Arablara düşman olsunlar. Böylece bizleri birbirimize düşman etmişler. Savaştırmışlar.

Çocuklar, gâvurların hiç acıma duyguları yoktur, vicdansız ve katildirler, hileleri ve şeytanlıkları çoktur. Yahudiler Hristiyanlığı bozduğundan yani değiştirdiğinden, Gavurlar kendi dinlerine kendileri bile tam inanmadığından, son hak dini Güzel İslamiyete sahip olan sizleri, bozuk hristiyan yapmaları çok zordur, onun için sizleri dinsiz yapmaya uğraşır dururlar.

Sevgili çocuklar, Ölümü herkesin tadacağını söylüyor Yüce Allahımız Kuranı Kerimde. Ölüm çok acı bir taddır. Ahirette Cennette düşünemiyeceğimiz kadar, sonsuz güzel tatlarda vardır, güzel müslümanlar için tabii. Helâl ve harama çok dikkat edin. Güzel ve iyi müslüman olun. Cennetmekân Padişahımız Sultan Abdulhamid, Sultan Reşad, Sultan Vahideddin ve diğerleri bizleri çok severlerdi, 5 vakit namaz kılarlar, ölümü çok hatırlarlar, Sevgili Peygamberimiz gibi ölümü çok hatırlamamızı isterlerdi. “Gururlanma Padişahım senden büyük Allah var” sözünü Mübarek Osmanlı halkından devamlı işitmeyi çok severlerdi. Hatta bu sözü kendilerine yani padişaha karşı seslenmeleri için halkı kendileri teşvik ederlerdi.

Dünya barışını, düzenini o kahraman sadakatli mübarek melek gibi müslüman annelere ve müslüman Padisahlarimiza borçluyduk. Çünki; Sevgili Padişahımız Osmanı, Muradı, Fatihi, Yavuz Selimi, Süleymanı, Genç Osmanı, Abdulhamidi Saniyi o mübarek anneler yetiştirdi.
Fatihin en büyük hocası, Annesi mübarek Hüma Hatundur. Molla Gürani ve Akşemseddin Hazretleri daha sonra gelirler. Çünki “Cennet müslüman annelerin ayakları altındadır”.

Eskiden Büyük Osmanlı Dedelerimiz, Dünya gâvurları yaramazlık ve huysuzluk yapınca bir Osmanlı tokatı vururmuş, gâvurlar bir on sene barış içinde yaşarlarmış. Gâvurlar sadece savaştan yani dayaktan anlarlarmış. Dedelerimiz ise gâvurları dövmeyi yani savaşmayı mecbur kalmadıkça hiç sevmezlermiş. “Gâvurcuklar bize Allahın bir hediyesidir, onlara iyi ve sevgiyle davranarak cennete gidebiliriz” diye düşünürlermiş ve inanırlarmış. Gâvurlarda, başımızda Zalim Papanın serpuşunu (şapkasını) görmektense, adaletli Osmanlının Sarığını görmeyi tercih ederiz derlermiş. 23 milyon km2 Büyük Osmanli topraklarinda huzurla yaşıyan gayri müslimler, sözünde duran, mert, Büyük Osmanlı dedelerimizi çok severlermiş. Ecdadımızda, gayri müslimleri çok severmiş. Devleti Ali Osmaniyede (Büyük Osmanlı Devletinde) gayri müslimlerin yani müslüman olmıyanların Kiliseleri, papaz okulları ve diğer okulları serbestmiş. Avrupadan gelen seyyahlar (seyahat edenler) hep yalanlarla ve Osmanlı düşmanlığıyla büyüdüklerinden Osmanlı ülkesindeki huzura, adalete, sevgiye şaşırır kalırlarmış. Zalim gâvur krallar halklarını kandırır Osmanlı dedelerimize saldırırlar, Meşhur Osmanlı tokadını, dayağını yeyip uslanırlarmış.

Büyük Osmanlılar savaşlarda esir aldıkları gâvur askerlerini kısa bir zaman sonra sevaptır diye serbest bırakırlarmış. Ama gâvurlar esir aldıkları Osmanlı askerlerini hemen Hristiyan yaparlarmış. Hristiyan olmıyanları öldürürlermiş. Bu yüzden Avrupada Tarihten kalan hiç müslüman yoktur, bir tane bile bulamazsınız. Aynı Amerikadaki çoğu müslüman olan Afrikalı zenciler gibi zorla hristiyan yapılmışlar veya hemen öldürülmüşlerdir.

Gâvurlar Osmanlı ülkesinde konsolosluklar açarmış. Osmanlılar gâvur ülkelerinde konsolosluk açmaya ihtiyaç duymazlarmış. Tek başlarına Konsoloslarımız ve çocukları namaz kılmakta zorluk çekerler, huzursuz olurlar diye endişelenirmişler. Savaşlar sonrası gâvurlarla anlaşma yapılırken sadece gâvurlar tek taraflı imza atarmış. Osmanlı sözünde durduğu ve dünyaya hakim olduğu için imza atmazmış. Zaten gâvurlar sözünde durmazsa Büyük Osmanlı hemen gider gâvurları terbiye edermiş. Kulaklarını çekermiş! Savaş meydanında Mehteri Hümayunun sesini duyan gâvurcuklar daha savaş başlamadan Sevgili Padişahımızın Mehteri“Hücum Marşı” nı vurmaya başlayınca kaçışırlarmış. Bazı savaşlarda “Hücum marşı” vurunca savaş bitermiş. “Hücum marşı”nı kitaplarda okumalı, Plâkta dinlemeli ve öğrenmelisiniz.

Sevgili çocuklar beni dikkatle dinlediğiniz için çok sevindirdiniz. Allahda sizi sevindirsin. Gâvurlar biz müslümanları esir etmek ve öldürmek için çok uzaklardan gelmişlerdi. İngilizler ve Avustralyalılar Çanakkale Geliboluya (Gallipoli) 250 bin gâvur askeri çıkardılar. Biz Osmanlılarda kağnılarla, at arabalarıyla, atlarla, merkeplerle, yürüyerek tam 2 milyon genç, ihtiyar, hanımlar ve çocuklar aç açık eski veya yamalı elbiselerle cepheye savaşmaya koştuk. Allah rızası için bilhassa Filistinden ve diğer Arab Ülkelerinden, Çeçenistandan, Özbekistandan ve Rumelinden 5 – 8 ay yürüyerek islam halifesine yardıma gelen Türk, Kürd, Arab, Çeçen, Özbek ve Rumelili kardeşlerimiz bizim cesaretimizi birkat daha artırmışlardı. Ya bu terörist kanlı gâvurları bizi öldürecek veya biz müslümanlar gâvurları öldürecektik. Çanakkale savaşı çok çetin ve kanlı oldu. Gâvurların silahları çok fazla ve tesirli olduğundan 300- 500 bin Osmanlı yı şehid ettiler. Bizde 250 bin İngiliz, Avustralyalı,Yeni Zelandalı ve Hintli gâvuru öldürdük. Yanımızda ölen yüzlerce kardeşimize yardım bile edemez 8-10 metre ilerdeki siperde bizim cesaretimize şaşırıp korkudan gözleri kocaman olan gâvurların boğazına sarılır ve boğardık. Güçlü silahlarıyla bir anda yüzlerce ve binlerce müslüman kardeşimizi acımadan öldürülerdi. Bizde kaplan gibi gâvurların üzerlerine atlar eşekler cehennemine gönderirdik hepsini.
Meğer İngiliz gâvuru, Osmanlı Padişahına, islâm halifesine yardıma gidiyoruz diye yalan söyliyerek Hintli Müslüman Kardeşlerimizi kandırmış, Hintli Müslümanlar Osmanlı siperlerinde okunan ezan seslerini duyunca İngilizin şeytanlığını, hilesini anlamışlar ve Hindistana geri dönmüşler. Biz Osmanlılar savaşta ölen bir Hintli Müslümanın cenaze namazını kılıp bizim şehidlerimizin arasına defnettik, gâvurlara vermedik. Siperlerden ani olarak hızla dışarı fırlıyorduk, İngilizlerin yağmur gibi üzerimize yağdırdıkları makinalı tüfek mermileri arasında bölükler halinde Allah Allah Allah nâralarıyla düşman siperlerine doğru koşuyorduk. Tabii çok kardeşimiz koşarken şehid oluyordu. Kurşun isabet etmiyen bizler mermimiz az olduğu için cesaretle gâvurların siperlerine girip tüfeğin süngüsü (bıçağı) ile gâvurları öldürüyorduk.

Bizim siperlerden mermi attığımız zamanlar ben gâvurları tam alınlarından vuruyordum. Allahın bana böyle bir kabiliyet verdiğini ve bizlere yardım edip cesaret verdiğini anlıyordum. Gâvurlar mükemmel silahlara sahib oldukları halde korkularından siperden çıkamıyorlardı. Biz onların siperlerine, boğazlarını sıkıp öldürmek için üzerlerine atladığımızda korkudan gözleri kocaman olur, karşımızda tir tir titrerlerdi. Acaba gebertmesekmi diye düşündüğümüz olur fakat arkadaşlarımız gibi kalleşce bizide öldürecekleri korkusuyla affetmezdik. Birazcık kuru peksimetlerle karnımız doymadığı halde bizler çok cesurduk. Kesinlikle Allah Teala bize yardım ediyordu.
Kalleş kâfirler firsatını bulunca makineli tüfekleri ile bizleri buğday gibi biçerlerdi. Biz ise şehid olmak için Allah, Allah, Allah ve Allahu Ekber diyerek koşuyorduk. Gökten devamlı yağmur gibi makinalı tüfek mermisi ve top mermisi yağması bizi hiç korkutmuyordu. Biran önce Sevgili Resulullaha kavuşmayı istiyorduk. Gâvurların Top mermileri (füzeleri) yere düştüğü zaman yüzlerce kafa, kol, gövde, bacak havada uçuşuyordu. Toz duman toprak içinde kalıyorduk. Gâvurların hiç acıma duygusu, merhameti yoktu. Yaz kış kar tipi ve yağmur altında, Allah için, çocuklarımızın dini ve namusları için, , Cennetmekan Halifemiz padişahımız için, katil gâvurları Osmanlı yurdumuzdan atmak için, daha çok gâvuru öldürüp müslümanların huzur bulması için, öldürülmemek için canla başla Allahın nasib ettiği büyük bir cesaretle ateşin üstüne üstüne koşuyorduk! Yerin altında ve siperlerde toz toprak, pire bit, su ve çamur içinde yaşardık. Yağan yağmur ve kar, siperleri ve içinde saklanmak için kazdığımız delikleri, çamur içinde bırakırdı. O inanılmaz toz toprak ve çamur içinde beş vakit ezan okurduk, namaz kılmaya gayret ederdik. Bizimle beraber en önde savaşan cesur mübarek Hoca Efendileri can kulağıyla dikkatle dinlerdik. Savaştan sonra o Kahraman Hoca Efendilerden hayatta kalabilenlerin bir kısmı evlerinden toplanıp bir komplo ile öldürülüp “İskilipli Atıf Hoca” gibi yok edildiler. Padişahımız, Halifemiz efendimiz Sultan Reşad’ı çok severdik, Vatan Kahramanı Ulu Hakanımız, Sultanımızda; annemiz, babamız gibi bizleri çok severdi. Müslümandık, kardeştik, imanlıydık ve bu sebeple güçlüydük. Hergün yüzlerce, binlerce kardeşimiz şehid olur siperlere yeni kardeşlerimiz sevinçle ve coşkuyla gelirdi. Biz hepimiz, türk, kürt, arab, sünniler ve aleviler Müslüman Büyük Osmanlıydık. Zalim Küffara (kafirlere) karşı Allahın (C.C) kılıcı ve askerleriydik. 1000 sene kanlı, terörist Haçlı Kâfirlerine karşı İslâmın Kılıncı ve İslam ülkelerinin bekçisiydik. Azgınlaşan gâvurlar sık sık hepberaber bize saldırır, Osmanlı tokadını yerlerdi ve dünya barışını sağlardık. Çocuklar sizler bizim geleceğimizsiniz. İyi müslüman olmaya gayret ediniz. Sizler, Melekler gibi saf ve temiz, Cennetmekân Büyük Osmanlının torunlarısınız.

Sevgili Peygamberimizi ve arkadaşları olan Sahabileri, Ecdadımız Selçukluları, Büyük Osmanlıları ve bütün müslümanları çok seviniz. Onları kendinize örnek alınız. Gâvurlara hiç özenmeyin. Sakın günah, haram, ayıp olan şeyleri yapmayın. İmanlı, dindar, bilgili ve ahlâklı arkadaşlarla oynayın. Kötü arkadaşlarla oynarsanız kötü sözler öğrenirsiniz. Allah korusun sizde kötü ve ahlâksız olursunuz. Ayni zalim gâvurlara benzersiniz. Sonsuz cennetlerde çok güzel hayat yaşayacağınıza cehennemde ceza görürsünüz. Güneşi, ay’ı ve yıldızları bize lâmba olarak yaratan, hayvanları, bitkileri ve çicekleri bizim için yaratan Allah (c.c) karşılığında bizden kulluk ve itaat istiyor. Portakallara, elmalara, kirazlara, karpuzlara çamurlu toprakta hiçbirşey olmadığı halde şeker, güzel boya, rayiha (güzel koku), tad ve lezzet veren Allah bizim Büyük Osmanlı ecdadımız (dedelerimiz) gibi güzel müslüman olmamızı istiyor. Melekler gibi saf ve temiz olmamızı istiyor. Yüce Allahımızın bizlere verdiği parmaklarımız, gözlerimiz, kulaklarımız ne kadar değerlidir. Ne kadar zenginiz değil mi çocuklar?

Allah bizi çok seviyor, bizde Allahı ve Peygamber Efendimizi çok sevelim ve yolundan hiç ama hiç ayrılmıyalım. Yüksek Ecdadımızın (Osmanlı dedelerimizin) yolundan gidelim. Ecdadımıza yani Dedelerimize, gâvurların satın aldığı bazı salak gafiller gibi sakın küfretmeyelim. Dedelerimiz Cennetmekan Osmanlılar, Peygamberimiz Hz.Muhammedin (s.a.v) Sahabelerini (arkadaşlarını) canlarından çok severlerdi. Sakın ha! Duvarların, radyoların, gazetelerin, dergilerin, okulların, öğretmenlerin ve kitapların arkasına saklanan kalleş, terörist, şeytan ve katil gâvurların oyunlarına gelmeyin. Eskiden düşman dışardan gelirdi. Tanırdık, bilirdik. Hiç tehlikeli değildi. Şimdi kurdlu böcekler, haşaratlar yani gâvurlar içimize girdiler. Radyolarla, gazetelerle, okullarla ve dergilerle evimize girdiler. Şimdi Çanakkaleden daha tehlikeliler.

Gâvurlar müslümanlar gibi mert, şefkatli ve adaletli değildir. Çıfıt (hilekar,münafık), Siyonist Yahudi gâvurlarınada çok dikkat edin. Siyonist Yahudiler, İttihadı Terakki, Meşrutiyet oyunlarıyla Osmanlıya Türkçülük fikrini aşılıyarak Osmanlıyı yıktılar. Osmanlının birdaha ayağa kalkmaması için Duvarın arkasına saklanan Yahudi, İngiliz ve diğer gâvurlar Osmanlı Çocuklarına öyle oyunlar oynadılar ve oynamaya devam ediyorlar ki bu gizli oyunları bilmiyen ve öğrenmeyen halkımız, yerli gâvurlar tarafından şeytanca kandırılan müslümanlar, aptalca İngilize dost ve zavallı suçsuz müslüman kardeşine düşman oluyorlar! Bunun için devamlı bilgili Hoca Efendilerin ve bilgili dindar Ağabeylerin yanında oturup onlardan İslami bilgi, ilim öğrenmelisiniz. Yoksa Allah korusun, duvarın arkasına saklanan gâvurlar sizi şeytani hileleriyle gâvur ederler, dinsiz, ahlâksız, cahil ve aptal yaparlar. Müslüman ülkelerinin başlarına getirdikleri müslüman isimli Lawrence casuslarını, müslüman ülkelerini kurtaran kahramanlar, müslümanları gerçekten kahramanca savaşıp kurtaran Hakiki kahramanları, imamları, hoca efendileri ve dindarları düşman gösterirler. Hileci gâvurlar tarafından satın alınan veya çocukluktan yetiştirilen Müslüman ülkelerinin devlet başkanı veya ordu komutanı müslüman isimli aslı Jakop olan Yakublar, Lavrence’ler, Haçlı Canavar sürülerinden, köpeklerinden daha tehlikelidir. Çünki müslümanlar dostunu düşmanını tanıyamaz hale getirilirler. İslâmın dostunu düşman zannederler, müslümanın düşmanını dost zannederler. Bir daha Çanakkale cehennemini yaşamamak için “duvarın arkasına ve perdelerin arkasına saklanan sinsi, kurnaz ve kalleş gâvurlara aman dikkat edin çocuklar!”

Sevgili gençler ve çok zeki çocuklarımız; Bu heyecanlı Osmanlı Gazi amcayı çok sevmiştim, bir ara öyle bir hatırasını anlattı ki hayatım boyunca unutamıyorum ve şimdi siz kardeşlerimize yazıyorum. Lütfen dikkatli okuyunuz ve arkadaslariniza da okutunuz. Mümkünse çoğaltıp okulunuzda ve çevrenizde dağıtınız. Benim gibi, sizinde Gazi Amca gibi mübarek Osmanlı Dedelerinizi tanımanızı çok isterdim. İnşallah Yavuz Bahadıroğlunun romanlarını okursanız sizde rüyalarınızda görebilirsiniz. Ölüncede Büyük Osmanlı Dedelerinizle beraber olursunuz inşallah. Şimdi Gazi Amcamızı dinlemeye devam edelim.

DUVARLARIN ARKASINA SAKLANAN KALLEŞ, TERÖRiST, SOYKIRIMCI KATiL GÂVURLAR:
-Dışardaki Gâvurlar, dehşetli silahlarla gelip, senelerce Ecdadımız Büyük Osmanlıya karşı savaştılar, Büyük Osmanlı ülkesindeki, 1000 senedir milleti sadık (güvenilir millet) dediğimiz, yüzlerce sene itimat ettiğimiz, Büyük Osmanlıyı çok seven Ermeni milletini ve Rumları büyük paralar ve silahlar vererek size kendi ülkenizi kuracağız diyerek, onları büyük osmanlıya (Devleti Âli Osmana) karşı 1920 yıllarında ayaklandırdılar. Eskiden evler tahtadan yapılırdı. İngilizlerin kandırdığı Ermeniler ve Rumlar atlara binip müslüman evlerinin üstüne petrol yağına batırılmış bez yumakları ateşleyip atarlardı. Çok ani ve hızlı atıp kaçtıklarından, Müslümanlar Ermenileri ve Rumları yakalayamaz ve evleri yanar kül olurdu. Bu durum Merzifonda çok oldu.

Müslümanları camilere doldurur, kapılarını kilitleyip camilerle beraber zavallı müslüman halkı yakarlardı. Müslümanları yemeğe davet eder, öldürür evlerinin bahçesine gömerlerdi, Müslüman hanımlara ve kızlara tecavüz ederlerdi.

Birde bu gâvurlar ellerine kama denen sivri bıçaklarını alırlar müslüman mahallelerinde duvarların arkasına saklanırlardı. Oradan geçen müslümanların üzerine aniden atılır ve bıçağı kalbine saplayıp, öldürüp kaçarlardı. İngilizler böyle yapmalarını istiyorlardı

Gazi Amcanın bu hatırası bana okadar çok tesir etmişki, çocukluğumda mahallede oynarken hep duvarların arkasından gâvurların aniden çıkıp biz çocukları kalleşce öldüreceklerini zannederdim ve çok korkardım!

Birkaç sene önce Kopenhagda Glostrup hastanesinde Bush’un Birinci Irak savaşında aklını kaçıran ve dili tutulan 35 yaslarinda bir arab vardı. Belden aşağısı Amerika füzesi ile felç olmuş ve korkudan dili tutulmuş hiç konuşamıyordu. Danimarkada Hastanede ve hastalar evinde perdeleri hiç kapattırmazmış. Iraktayken savaşta evlerinin penceresi devamlı gece gündüz kapalı olurmuş. Her an bir Amerikan Füzesi girecek ve ölecekler diye devamli korkarlar ve tir tir titrerlermis. Birgün evlerine bir Amerikan füzesi isabet etmiş ve belden aşağısı felç olup konuşamaz olmuş. Bu korku zavallı arab kardeşimize öyle yerleşmişki şimdi Danimarkada yanlışlıkla perde kapatılacak olursa, Amerikan füzesi atılacağını zannedip çırpınmaya başlarmış. Perdeler açılıncaya kadar ağlar ve çılgınca sarsılırmış!

Bütün kanlı katil gâvur askerleri Afganistandan ve Iraktan, lüks içindeki kanlı katilliklerinden ve teröristliklerinden memleketlerine dönünce psikolojik tedavi görürlermiş. Düşünebiliyormusunuz bugün müslüman ülkelerinde, gâvur zulmü altında inliyen zavallı müslüman kardeşlerimizin, hanımları, ihtiyarları, kendileri ve çocukları ne haldedir? Katil ve terörist gâvurların İslam ülkelerinde ne işi var? Afganistanı ve Irakı harabeye çevirdiler. “Pearl Harbour” oyunu gibi ikiz kuleleri kendileri yıktılar ve zavallı müslümanları teröristlikle suçlayıp öldürüyorlar! Hz.İsa ve Hristiyanlık böylemi olmasını istiyor bu vicdansız, kalleş, namussuz teröristlerin?

Zalim Gâvurlar, 1920 lerden beri zaten müslümanların ve zavallı afrikalıların petrolünü, madenini, ağaçlarını, ekmeğini çalıp aç bırakarak öldürüyorlardı. Afrikada bu soyguncu gâvurlar yüzünden günde 50 000 çocuk açlıktan, hastalıklardan ve aids den ölmektedir. İslam ülkelerinde ve Afrikada iç savaşlar çıkarıp, silah ve ilaç satıp vurgun yapmaktadırlar. Amerikada Kızılderililere veba mikroplu battaniye dağıtıp öldüren katillerin çocuklarıdır bu teröristler. Sadece Rvandada bir ikindi vaktinde birkaç saatte 800 000 Tuti ve Huti kavminden zavallı insanı öldürtürken hiç mi yürekleri sızlamadı bu katillerin.

Yeni bir hadise: İsveç ve Danimarka, Liberyanın kukla liderine kendi halkından 400 000 kişiyi öldürtmüşler. Danimarka ve isveç kendi ülkelerinde hapis yatırmak istiyorlar katil kuklalarını yani Saddamlarını, kimbilir ne oyunlar dönüyor. Bugünlerde Danimarka Darfur´a yardim etmek istiyor. Bu Somalideki kanlı ve vahşi pastadan pay almak istediğini gösteriyor. Karikatür Krizini yaptınız. Gayri müslimleri Müslümanlara düşman ettiniz. Yakında orta doğuda milyonlarca suçsuz zavallı müslüman iç savaşlarla öldürtülecek. Bu mu sizin medeniyetiniz ve demokrasiniz? Müslümanları soykırım yapmak için New york da ikiz kuleleri yıktınız, kendi halkınızı acımasızca öldürdünüz. Müslümanları kışkırtıp, hadise çıkarıp, sonrada öldürmek için zavallı müslümanları aldattınız. Birkaç arab gencine, Filistinde eziliyorsunuz, size yardım edelim uçak kaçıralım, uçakları hava alanına indirince mesajınızı dünyaya duyurun deyip, uçağın idaresini uzaktan kumandayla devralıp, ikiz kuleleri yerden, uzaktan kumanda ile kompüterle vurup, zavallı Arab gençlerini ve suçsuz binlerce insanı öldürdünüz. 11 Eylülde İkiz kulelerde, Dünya ticaret merkezinde çalışan binlerce yahudiye ne oldu? Niçin onlar ölmediler?
Sizi komünizmden kurtaran zavallı afganlı mücahidleri kalleşce nasıl öldürmeye kıydınız? Zavallı 2 milyon Afgan Halkı sizin için öldü, 2 milyon Afganlıda sakat kaldı. Pahalı olduğu için çıkarılamıyan 10 milyon mayın ilk 10 senede 10 milyon Afganlıyı daha öldürecek ve sakat bırakacakmış. Afganistanı cehenneme çevirip en büyük yardımcınızı, dostunuzu kalleşce ve haince nasıl Danimarka F16 uçaklarınızla senelerdir devamlı bombalıyorsunuz.

Şerefli Afgan milletini yok edip şerefsiz, namussuz, katil gâvurlarımı yerleştireceksiniz Afganistana? Danimarka pilotları senelerdir Kırgızistandan havalanıp kaç bin Afganlı zavallıyı bombalıyarak öldürdü ve halen öldürmekte?
Irakdaki zulmünüz, katliamınız, soykırımınız halen devam ediyor.
11 eylül hilesi ve Karikatür Krizi hilesiyle Danimarka halkını ve Avrupa halkını müslümanlara karşı nefret ettirdiniz. Bu dünya çapında bir hileydi. Böylece Danimarkalı, avrupalı ve Amerikalı gençleri kandırıp zalim şeytani savasa, müslümanlari öldürmeye gönderiyorsunuz. Ve yakında Ortadoğuda yapacağınız müslüman soykırımında yine bu hilelerle zavallı Hristiyan gençlerini savaşa sokacaksınız!
Müslüman anneler ve Danimarkalı anneler ağlamasın, durdurun bu Siyonist Yahudinin kirli savaşını. Danimarka halkının, Avrupa halkının, Amerika halkının ve gençlerinin uyanması en büyük dileğimizdir. Siyonist Yahudi, Hristiyanların sırtına binmiş zafere gidiyor. Hristiyanlar savaştan yorulunca Siyonist Yahudi dünya krallığını ilan edecektir.
Birkaç ay önce televizyonda ingiliz gâvurlarını Irakta müslüman gençlerini döverlerken gördüm. Zavallı Müslüman gençlerinin can acısıyla acı acı bağırmalarına yüreğim yandı. Kimbilir belkide yüzlerce, binlerce Abu Garib ve Guantenamo varda bizim haberimiz yok! Ya Afganistanda, şeytan gâvurlar tarafından Komünizme karşı savaştırılan sakat kalan tahta bacaklı 2 milyon sakat müslümanlar ve sakat çocuklara ne dersiniz? Gâvurları komünizmden kurtarmak için ölen 2 milyon ve sakat kalan 2 milyon Afganlı mübarek kardeşlerimize nedersiniz?
Danimarka Televizyonu ve gazetelerinin bildirdigine göre 10 milyon afganlı kardeşimiz ölecekmiş önümüzdeki seneler Rus Kâfirinin mayınlarına takılıp, buna ne dersiniz? Talibanı ve Usame yi Mücahidler diye övüp, Zalim Rusyaya karşı 10 sene savaştırıp ikiz kuleleri kalleşçe kendisi yıkıp, kalleşçe, daha önce dostumuz dedikleri müslümanları terörist diye öldüren; kalleş, şeytan terörist Gavurlara ne dersiniz?
5000 Kürd kardeşimizi Amerikaya götürüp vurucu asker yetiştirip şu anda Irakta mübarek müslümanlara karşı savaştıran şeytanlara gâvur oğlu gâvur dermisiniz? Şu anda Amerikada yetiştirilip, Irakta savaştırılan dev gibi Kürt Askerlerinin sayısı 105 000 e çıkmış. Danimarka gazetelerinin yazdığına göre bir kaç ay önce Endonezyadan 10 000 genç imamı islami tahsil yaptırmak için Amerikaya götürmüş daha sonra Endonezyaya geri getirip zavallı müslümanları sapıttıracakmış. Allah önce kara ruhlu papazlarınızı, sonrada papazların dostu diyaloğcu müslümanları beraber haşretsin diyorum.
Danimarka televizyonunda bir papaz diyalog olmadan müslümanları Hristiyan yapamayız, dedi! Hergün Kırgızistandan kalkan F16 Danimarka uçakları senelerdir kaçbin suçsuz Afganlı kardeşimizi öldürüyor haberimiz varmı? Danimarka devlet televizyonunun on sene mücahidler diye alkışladığı Afganlı zavallı kardeşlerimizi, şimdi terörist oldular yalanıyla öldürmeleri insanlığa sığarmı? Afganlı mücahidler Batılıları, Yahudileri ve Amerikalıları Komünizmden kurtarmıştır. Gâvurlar melek gibi Afganlı Kardeşlerimizi Komünizme karşı sinsice kullanmışlardır, perişan etmişlerdir. Şimdi ise Afganlı zavallı mücahid kardeşlerimizi kalleşce acımasızca öldürüyorlar!

İkiz Kuleleri ve Londra bomba hadisesini gâvurlar kendileri yaptırmışlardır. Birkaç müslüman gencine; Eziliyorsunuz, size yardım edelim uçak kaçırın, sesinizi, derdinizi dünyaya duyurun demişler, pilotluğu öğretmişler, uçaklar havalanınca, kompüterlerle ve uzaktan kumandayla uçakları ikiz kulelere çarpmışlardır. Zavallı gençler aldatılmış ve öldürülmüşlerdir. Binadaki binlerce Yahudiye birşey olmamıştır. Hristiyan anneleri, babaları ve gençlerini bu oyunlarla, melek gibi müslümanlara karşı nefret ettirmezlerse hiç Hristiyan gençleri Afganistana, Irak’a, daha sonra İran’a, Suriyeye, Suudi Arabistana, Türkiyeye ve Pakistana savaşa gidermi? Canını verir mi? Hristiyan Gençliği bu iğrenç Siyonist Yahudi oyununu anlamalı ve barış’a yardımcı olmalılar.

Müslümanlar melek gibidirler, Hristiyanlarıda, Yahudileride hatta dinsizleride severler. Bu duruma 1400 senelik İslam tarihi şahiddir. Müslümanlar misyonerlik yapmadığı, Avrupada ve müslüman ülkelerinde çocuklarına bile islamiyeti öğretme hürriyeti olmadığı halde, İslamiyeti ve bu gerçekleri, doğruları öğrenen Hristiyanlar, Yahudiler ve diğerleri Camilere gelip müslüman oluyorlar. Hemde Danimarka kütüphaneleri ve okul kütüphaneleri İslamiyet düşmanı kitaplarla dolu olduğu halde. Lütfen çevrenizdeki Danimarkalılara söyleyiniz Danimarka kütüphanelerinden islami kitap ödünç almasınlar. http://www.wakf.com sitesinde “Media bibliotek” ve “bøger” i tıklayıp İslami kitapları okusunlar.
Aynı zamanda “İslamisk Tro Samfund” Camiinin geniş kütüphanesinden faydalanabilirler. 15 günde bir Pazar günleri kızlar ve erkekler için Danimarkaca, ingilizce izahlı olarak İslamiyet öğretilmektedir. Henüz müslüman olmamış Danimarkalı Gençlerde gelmektedir. http://www.wakf.com sitesinde Aktiviteter’i tıklayıp bilgi alabilirsiniz ve adresi öğrenebilirsiniz. http://www.islam.dk sitesini okuyunuz. “Khutbe” yi tiklayip imam Fatih Alev in ve imam Abdul Wahid Pedersen in Danimarkaca hutbelerini sesli olarak dinleyiniz. Ayrıca her iki sitedende İslami kitaplar satın alabilirsiniz. Adresi sitelerden temin edebilirsiniz.

Bugün 04.02.2006 Gâvurların, zavallı esir müslümanlara karşı karikatür savaşı başlıyalı 10 gün oldu, Zalim Papa dan hiç ses yok. Anlaşılan Bosnada zavallı müslümanları yok ettikleri gibi Papa belası haçlı ruhuyla milyonlarca müslümanı yok edecek! Vah zavallı Hristiyanlık! ve terörist Hristiyanlar, Hz. İsa aleyhisselam size cehennemi müjdeliyecektir niçin benim adımı şeytanca hilelerle ve teröristliklerle pislettiniz ve zavallı insanlara zulüm ve işkence yaptınız diye!

Üzgünüm müslüman kardeşlerim üzgünüm. Müslüman kardeşlerimizin duygusuzluğu, aldırışsızlığı beni çok üzüyor. Biliyorum dünyada bütün müslüman devletleri gâvurlara (müslüman olmıyan zalimlere) esirdir, köledir. Gâvurlar 1920 li yıllarda büyük Osmanlıyı yıkıp, yerine küçük küçük bir sürü sömürge devletleri kurmuşlar. Bu sömürge (gizli koloni) devletlerinin başına kendi zalim Saddamlarını, Lawrenslerini, Yakub isimli Yakoplarını yani sözde müslüman, aslında casus, katil ve vahşi sömürge valilerini getirmişlerdir. Şu anda Irak da olduğu gibi havadan bomba yağdırıp aç bıraktıkları zavallı müslüman gençleriyle ordular kurmuşlar ve bu gâvur sömürgesi esir müslüman askerleriyle bugüne kadar, müslümanları, aşağılayıp dalga geçerek ve alay ederek idare etmişlerdir. Halen alay edip, ezerek, aç bırakarak idare etmektedirler. Katil Amerika, birinci Irak savaşından sonra Irak’a İlaç Ambargosu uygulayıp tam 500 000 Iraklı çocuğu öldürmüştür. Bu terörist gâvurları çevrenizde anlatmalısınız! Terörist Hristiyanlara 85 senedir esir olan dünya müslümanları 10 gündür Danimarka mallarını boykot ediyorlar. Peygamberimize hakaret edemezsiniz, Danimarka Kraliçesinin porno resimleri yapılsa rahatsız olmaz mısınız? diyorlar televizyonlarda! Müslümanların, sona erdirin bu rezaleti, İslamiyete yaptığınız iğrenç saldırıyı dileklerine, müslümanlardan özür dileyeceklerine ;
– Diktatörlerin idaresindeki ortaçağı yaşıyan müslümanlar: söz söyleme hürriyetinden ne anlar, diye alay ederek proğram yapıyor Danimarka Televizyonları!
Hristiyan devletler, 1920 li yıllardan beri bu diktatörleri müslümanların başına kendilerinin getirip, sömürge valilerine milyonlarca müslümanı şeytanca öldürttüklerini asla söylemiyorlar. Siyonist Yahudi dünyayı gizli bir yalan tiyatrosu yapmış. Dünyanın bütün şeytan medyası, müslüman medyasıda dahil Yahudinin yalanını söylüyor. Terörist Zalim Gâvurlar halen kukla müslüman liderleri ve generalleriyle müslüman ülkelerinde hem zulüm yapıyorlar, hemde zavallı müslümanlarla alay ediyorlar. Bu Karikatür kışkırtmalarını hileci ve vahşi batılıların savaş çıkarıp müslümanları yok etmek ve daha ezmek için çıkarmış olmalarından korkuyorum. Yakında orta doğuda birkaç milyon müslümanın öldüreleceği ve 22 yeni koloni devleti sınırları çizileceğini yazıyor İslami gazeteler.
Biz Danimarkada yaşıyan zavallı müslümanlar devamlı aşağılanmaktayız. Hergün televizyonların, radyoların, gazetelerin müslümanları tahkir etmesi, aşağılamasına okadar alıştıkki, yüzümüze tükürüyorlar, yağmur yağıyor yarabbi şükür diyoruz! İslam düşmanlarıyla, zalim gâvurlarla diyaloğ yapıyoruz ama müslüman kardeşlerimize düşman oluyoruz veya düşman ediliyoruz. Televizyon ve radyolarında pakiler, perkalar yani aşağılık insanlar olan müslümanlar Danimarkada birbirlerine düşman diye alay ediyorlar.

Terörist Gâvurlar, Camilerimizi, islami grubları ve kahvehaneleri islama karşı kullanıyorlar. Böylece müslüman çocukları zır cahil yetişip, Yüce Dinini cahil anne ve babası kadarda öğrenemiyor! İslam düşmanları şeytani zaferlerinden dolayı, şeytani bayram ediyorlar.

İslam ülkelerini Irak ve Afganistan gibi yıkıp yeniden yapacaklar. Müslüman ailelere Afganistanda oldugu gibi açlık sınırının altında, %50 si yani yarısı kadar bir ayda 10 kilo un, on kilo fasulye ve birkaç kilo yağ verip güneşin doğuşundan batışına kadar aç karnına ağır işlerde, inşaatlarda, yollarda çalıştıracaklar. Afganlı sarıklı, sakallı ve cübbeli mübarek mücahidler gibi, açlıktan ölmemek için mecburen çalışacaktır zavallı yüz milyonlarca müslümanlar. Tabii bu belaya Türkiyede dahil. Zira Büyük Osmanlı torunlarına, tarihten gelen kuyruk acılarından dolayı gâvurlar , Arablardan ve İranlılardan daha düşmanlar. Bugün, bütün dünya gâvurlarının Yüce Dinimiz son hak din İslamiyete ve müslümanlara aynı haçlı seferlerinde olduğu gibi birlik halinde nasıl şeytanca saldırdıklarını görebilip, önce müslüman kardeşlerimizle diyalog, görüşme yapıp, sonra islam düşmanlarıyla görüşmeliyiz.
Gâvurlar biz müslümanların ve evlatlarımızın beynini yıkamış, bizlere oyunlar oynamış, bizleri değerli müslümanlara düşman etmiş, bizi birbirimize düşman etmiş. Gâvurlar böylece hem ahiretimizi hemde dünyamızı cehennem ediyorlar ve edecekler.

Müslüman olmak melekleşmek demektir. Dünyanın bütün güzellikleri ve iyilikleri iyi müslümanlarda mevcuttur. Gâvurlar ve gâvurların salaklaştırdığı müslümanlar bunu anlıyamazlar. Yıkmak, tahrip etmek kolaydır, yapmak, tamir etmek çok zordur. Gâvurlar, Haçlı seferleriyle ve diğer savaşlarla Osmanlıları ve diğer müslümanları yıkmışlardır. 1920 yıllarından beri görünmeyen gizli psikolojik tiyatro savaşlarıyla da bizi ve bütün dünya müslümanlarını perişan etmişlerdir. İslamiyeti bilmediğini bilmiyen, kendini dev aynasında gören zırcahil müslümanlar yapmışlardır bizleri.

Gâvur ellerinde yetiştirdiğimiz şımarık, gâvurların tesirinde kalmış, gâvurların manyaklaştırdığı zavallı evlatlarımız, dindar olsalar hatta hoca olsalar bile islamiyeti ve samimi hoca efendileri anlıyamıyacaklardır. Tecrübeli yaşlı mübarek hoca efendilere düşman olup, gâvurlara dost olan acayip yaratıklar olacaklardır. Çünki gâvurların İslamiyeti yok etmek için müslüman ülkelerinden soydukları çok paraları vardır. Yıkmak kolay, tamir etmek çok zordur. Bu yüzden İslam düşmanı Gâvurlar, kendi, felsefe hastası sapık ve bozuk imamlarını yetiştirmek için imam okullarını açacaklardır.

Uyanınız müslüman kardeşlerim. Biz müslümanların sayesinde, Batılılar ve Yahudiler komünizmi sona erdirdiler. Artık bizim yüzümüze gülmiyeceklerdir. Çanakkaledeki dehşetli facialar tekrar başımıza gelecektir! Dünyamızı kaybedeceğiz bari ahiretimizi kaybetmiyelim. Çocuklarımızı ve kendimizi yetiştirelim. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammedi (s.a.v) örnek alalım. Taş atanlara, gül atalım.
Derviş Yunus Emre gibi “Sövene dilsiz gerek, dövene elsiz gerek, derviş gönülsüz gerek” diyelim. Örnek müslümanlar olalım. Sabredelim, inşallah birgün gayri müslimler, Danimarkalı Hristiyanlar, gerçekleri anlarlar ve Melekleşmiş Danimarkalı Müslümanlar gibi, biz zavallı esir, doğuştan müslümanların haline acırlar. Müslümanlara terörist diyenlerin, katil şeytan teröristler olduğunu anlayıp biz çaresiz müslümanlara sabır tavsiye ederler. Müslümanlara düşmanlığı bırakırlar, belkide yaptıkları zulümlerden utanırlar hidayete ererler, Danimarkalı müslümanlar gibi gerçekleri öğrenip melek gibi müslüman olurlar.

1920 lerde bizler melekler gibiydik, bizi şeytani oyunlarla mahvettiler, bozdular, şimdi utanmadan biz zavallı müslümanlarla alay ediyorlar. Gâvurlar, İlmi biz müslümanlardan “Endülüs”te aldılar ama insanlığı almaları nasib olmadı henüz. Peygamberimizden önceki yıllardaki vahşi cahilliği yaşıyorlar maalesef. Yalancı Papazlar, Krallar ve Politikacılar güzel İslamiyeti kötülüyerek Danimarka halkının müslüman olmasına mani olmuşlar. Halen gizli ve açık bu çirkin yalan savaşına, tiyatrosuna devam ediyorlar.

Danimarkalı müslümanlar gibi bütün Danimarka müslüman olursa hakiki insanlığıda bizden yani müslümanlardan almış olacaklar! Kurtuluş Adresi uzak değil. Danimarkalı mübarek yeni müslümanlara müracaat etmeleri gerekiyor. Onlara son hak din Yüce İslamiyet hakkında yüzlerce , binlerce soru sormaları gerekiyor. Geçen sene böyle bir genç geldi ve bana 3-4 ay yüzlerce sorular sordu. Mübarek müslüman oldu, şu anda hukuk fakültesinde sakal, sarık, cübbe ve şalvarla tahsil yapıyor. Beş vakit namazı vaktinde kılıyor. Melek gibi, Rus kökenli Danimarkalı bir müslüman. Babasi kültürlü bir doktor. Evladını da yüksek kültürlü yetiştirmiş. 19 yaşında Alex ismini Selahaddin ismiyle değiştiren kardeşimize ilk tanıştığımızda; İslamiyet hakkında neler biliyorsun, diye sormuştum.

– Bombayı vücuduna saklayıp suçsuz insanları öldürmenin islamiyet olduğunu söylemişti! Alex ismini değiştiren Selahaddin Kardeşimiz tanıştığımdan 4 ay sonra müslüman oldu. Bir ikindi vakti müslüman olduğunu duyunca Selahaddin kardeşimizi tebrik ettim. Bana,
– Camiye gidelim ilk namazı kılıyım, dedi. O andan itibaren sabah namazı dahil 5 vakit namazı vaktinde kılıyor! Şaka değil hakikaten 5 vakit namazı vaktinde kılıyor. Ve cemaatle namaz kılmaya çok önem veriyor! Şu anda müslüman olalı 8 ay oldu. Osmanli sarigi cübbesi ve salvari giyiyor Melek gibi, Sevgili Peygamberimiz devrinin insanı sanki. Onu gören işte bir Danimarkalı mavi gözlü müslüman deyip hayran hayran bakıyor. Hergün yollarda gördüğümüz Danimarkalı müslüman genç kızlarda öyle aynı meleklere benziyorlar. Nörrebro semtinde pizzacı bir arkadaş anlattı. Çalıştığı pizza dükkanına pek çok Danimarkalı yeni müslüman genç kızlar ve erkekler geliyormuş. Melek gibiymişler. İslami Arabca kelimeleri kullanarak, Danimarkaca sohbet ediyorlarmış. Danimarkalı yeni müslümanların samimiyetleri ve İslami heyecanları Türkiyeli pizzacıların gözlerini yaşartıyormuş. Hristiyan Danimarkalılar bu samimi konuşmaları duyunca tebessüm ediyorlarmış. Bundan sonra inşallah Danimarkada yaşıyan müslüman gençleri Danimarkalılara iyi örnek olurlarda, müslümanlara gülen Danimarkalılarda islam gerçeğini öğrenir ve İslamın Nuruyla (ışığıyla) şereflenirler, melekleşirler, savaşlar biter ve yaşlı dünyamız huzura kavuşur.

Aman dikkat edin kardeşlerim, gâvurların şeytani oyunlarıyla kandırılıp, Müslüman kardeşlerimize düşman olma şaşkınlığına düşmiyelim. Dünyanın bütün gâvurları müslümanlara karşı birleşti. Peygamberimiz Hz. Muhammedin sesine kulak verelim.
“ – Müslümanlar, birbirinizi sevmezseniz iman etmiş olmazsınız, iman etmezseniz cennete gidemezsiniz.”
Sevgili Peygamberimizin tavsiyesini yerine getirebilmek için Danimarkada ve Türkiyede her semte, kasabaya ve şehire bir tane, evlere İslami çocuk kitabları, kasetleri, Cd, Dvd, filimleri ödünç veren küçük odalar yani kütüphaneler açalım. Şayet yasak ederlerse bu işi gizli yapalım. Allah, şeytanda olsa, çalışana karşılığını verir.

Müslümanlar İslamiyeti anlamamazlıktan gelip, hep dünya için çalışıp, ahiret için çalışmayıp, İslamiyeti ve çocuklarını çok mübarek yetiştirmeyi ihmal edip, böylece bir birlerini sevmezlerse, sonunda zalim gâvurların devamlı aşağılanan sokak köpeği olacaklardır veya gâvurların soykırımıyla öldürüleceklerdir. Çünki gâvurlar devamlı gizli tiyatro savaşları yapmaktadır müslümanlara karşı ama müslümanlar hilelerle kör edilmiş olduğundan bunu bile görememektedirler.

Yusuf İslam’a Türkiyeye ziyarete geldiğinde sormuşlar,
– İngiliz devleti kolonisttir (sömürgecidir), İngilterede bin civarında cami ve mescit varmış, nasıl size müsaade edebiliyorlar? Yusuf İslam kardeşimizin cevabı gayet kısa ve veciz olmuş.
İngiliz devleti;
– müslümanların camileri vardır ama bütün müslüman çocukları İngiliz okullarına gitmektedir, müslümanların çocuklarını biz yetiştiriyoruz, diye cevap vermişler!

Evet kardeşlerim, müslüman ülkelerindeki okullar bile müslüman çocuklarını ahlaksız ve gâvur etmektedirler. Niçin? Çünki müslüman ülkelerindeki generaller 1920 den beri gâvurlar tarafından üstün silah, para, casuslar, gizli psikolojik savaş hileleriyle satın alınmışlardır.

Müslüman ülkelerinde zavallı müslüman sabilerini, çocuklarını gâvur eden gâvurlar, gâvur ülkelerindeki kendi ellerinde bulunan zavallı müslüman çocuklarınıda cahil, ahlaksız, namussuz, manyak ve gâvur etmektedirler. Babalar ve anneler utandıklarından evlatlarının gâvurluğunu (İslam düşmanlığını) ve dinsizliğini saklamaktadırlar.

Danimarkada müslümanlara radyo hürriyeti yoktur. İslam düşmanlarına her türlü imkan vardır. Bütün Avrupa böyledir. Sizlere anlatacağım çok şeyler var. Ancak Avrupada hürriyet yoktur. Gâvurlar İslam ülkelerinde İslamiyeti bazen serbest ederler bazende yasak ederler. Bunu 85 senedir İngiliz Lawrencenin satın aldığı generaller ve onların devamıyla yaparlar. Keşke müslümanları eskisi gibi soymaya devam etselerde, soykırımlar yapmasalar. Mesela yazmaya cesaret edebileceğim bir mevzu;
1- Danimarkada halkımızın bir kısmını kahvelere dolduruyorlar. Kahvecilik kârlı iş. Kahve hanelerde kumar, içki, yemek, sigara dumanı, gürültü, çocuklarla ilgilenmeme var.
Müslümanlar çocuklarını yetiştirmek için bir türlü bir oda ve islami kütüphane açamazlar. Gürültü olur bahanesi ile izin vermezler. İslami çocuk kitapları, cd, dvd ve filmleri evlere ödünç veremezler. Aslında her semtte müslümanların müşterek bir islami kütüphanesi olmalı.
Türkiyeliler, Arablar, pakistanlılar ve yugoslavyalı müslümanlar birleşseler kolayca bu çalışmayı yapabilirler. Bunun için çok paraya ihtiyaç yoktur, sadece kalbi Allah aşkıyla yanan hakiki müslümanlara ihtiyaç vardır. Ayda bir iki paket sigara parası yeter. Boşver, gemisini kurtaran kaptan diyen, ingilizlerin odunlaştırdığı müslümanlar bu meseleyi anlamazlar. Danimarka devleti her şeyi biliyor. Müslümanları ve İslamiyetide bizden iyi bilir. İslama karşı olan herşeyi destekler, İslami olanları ise köstekler yani mani olur.
İngilizlerin, Yahudilerin ve Amerikalıların salaklaştırdığı müslümanlar Danimarka devletine islamiyeti öğretmeye kalkıyorlar. 2- Halkımızın bir kısmınıda Türk camilerine dolduruyorlar. Camilerde bazı ihtiyarlar namaz kılarlar. Bazı çocuklar haftada bir defa bir iki saatlik Kuran okuma dersine giderler. Hoca efendi her çocuğa birkaç dakika Kurani Kerimi yüzünden okuma dersi verir. Müsade bu kadardır. Çocuğu Kuran okumayı öğrenen babalar ve anneler çocuklarının İslamiyeti tam öğrendiğini zannediyorlar. Çünki dedelerimizin zamanında Türkiyede İslamiyeti, Kuran okumayı bile öğrenmek yasaktı. Bu yüzden babalar ve dedeler kuranı Kerimi yüzünden bile okuyamaz. Hadisin ve Kurani Kerimin ne olduğunu bile bilmezler. İnanmıyanlar çevrelerinde bir araştırma yapsında gerçeği görsün. Diyanet Hoca efendilerinin Avrupada İslam dinini öğretme yetkisi yoktur. İki sene önce Türk Konsolosu Figen Ok hanım Danimarka Gazetelerinde çıkan röportajlarında; Danimarkalı bir bakana;
-Türk imamlarını Danimarka devleti getirdi. Bizim imamlardan bir çıkarımız yok. Hem getirdiniz şimdi niye geri göndermek istiyorsunuz? Eğer Türk İmamları geri gönderirseniz burada yetişen fundamentalist imamlar onların yerine geçer, zor durumda kalırsınız, dedi. Yani bizim imamlarımız islamiyeti frenliyor demek istedi. Danimarka imamları geri göndermedi. Türk çocuklarının İslami ve ahlaki durumu okadar kötüki, şayet imamlar geri gönderilirse İslami durumumuzun daha kötü olacağını tahmin ediyorum. Hiç olmazsa bazı çocuklar her hafta imam efendiyi ve camiyi görüp müslüman olduğunu hatırlıyabilir. Çünki 35 senedir, Türk çocuklarına İslamiyeti öğretmek gizli, yasak olduğundan, içyüzü anlatılamıyan hilelerle halkımız ve Türk çocukları eskisinden daha çok cahil edilmiştir. Komşu Taastrup Camiine artık imam izni yokmuş. Yakında İshoej de öyle olacakmış. Türk çocuklarının nasıl ahlaksız, serseri, berduş, manyak yapıldığını Türk ve Danimarka kanunlardan çekindiğim için anlatamıyorum. Para kazanmayı, dedikoduyu, gösterişi iyi bilen babalar ve anneler herhalde kandırıldıklarından olacak çocuklarını nasıl mübarek müslüman yetiştirebileceklerini bilemiyorlar veya iman zayıflığından, para hastalığından boşveriyorlar.
Türk çocukları, gençleri, babaları ve anneleri Hadis nedir sorusuna ve Kuranı Kerim hakkında, nedir, nasıldır, bir iki cümle söyle sorusuna hiç cevap veremiyorlar! Bu insanlardan her sene islam adına diyanet ve değişik islami grublar adına milyonlarca kron toplanıyor. Danimarka devleti herşeyi fevkalade biliyor. Müslümanlar farkına varmadan yavaş yavaş İslamiyetten uzaklaştırılıyor! Değerli, mübarek imam efendiler namazı kıldırıp sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Geri gönderilmekten korkuyorlar.
3- Halkımızın bir kısmı İslami grublara dahil oluyor. Veya islami grublar Diyanet camilerine Kuran okumayı öğrenmeye gelen gençleri ikna edip kendi grublarında iyi müslüman yapmaya uğraşıyorlar. Diyanet Camii idarecileri ve bazı cahil babalar bu grublara düşman oluyorlar. Grubların başkanlarıda birbirlerine düşman olabiliyorlar. Danimarka Devleti Diyanet camilerine ve bazı Türk islami grublara dost davranıyor. Bunları destekliyerek bazı arab grubları kötülüyor. Danimarkanın, üyelik yardımı haricinde bazı islami grublara ne gibi maddi destek verdiğini bilemiyorum. İslam düşmanı bir Danimarkalı kadın gazeteci, Danimarka devletinin radikal müslümanlara karşı, ılımlı müslümanlara yaptığı yardımı durdurmasını istemişti. Danimarka Devleti, televizyonu, gazeteleri ve radyosu birkaç Arab grubunun, televizyonlarda, radyolarda ve gazetelerde aleyhinde bulunuyor. Onlar mübarek samimi müslümanlar olabilirler. Danimarka önce samimi müslümanları fundemantalist ve terörist diye yurt dışı etmek istiyecektir. Komünizm bitti. Batının müslümanlara dostluğuda bitti. Sonunda, samimi müslümanlara düşman ettiği ve kendine dost ettiği diyaloğcu müslümanları da yurt dışı edecektir. 20 sene önce kütüphanelere koydukları birkaç İslami kitapları bile çöpe attılar. Sadece Fethullah Hoca Efendinin “Peygamber Muhammed” isimli iki ciltlik Danimarkaca kitabını kütüphanelere koydular ama iran savaşı bitince onuda çöpe atacaklardır. Bu hafta Hollanda 1400 ve Danimarkada 200 ekstra asker gönderdi Afganistana.
Danimarka F-16 uçakları Kırgızistandan havalanıp 10 sene Rus kafirine karşı Danimarka için savaşan zavallı Afganlı kardeşlerimizi senelerdir acımasızca öldürüyor. Yahudi basını yazarsa duyuyoruz. Yoksa hiç haberimiz olmuyor. Yakında sıra bize gelecek. Batılılar Osmanlılara Arablardan daha çok düşmandırlar. Dün Pakistanlı bir üniversite öğrencisiyle tanıştım, Türkiyeden sonra öldürülme sırası bizde dedi! Ben yakın zamana kadar Avrupalıların, Amerikalıların, Yahudilerin böyle zalim ve kalleş olduklarını bilmezdim. Çanakkale ve 1920 savaşlarından sonra dost olduğumuzu zannederdim. Meğer Komünizme karşı bizi kalleşce kullanmışlar.
Biz müslümanlar kediler ve fareler gibi gâvurlara esiriz. Bu durumumuzu Danimarkalı gayri müslimler bilmeliler ki biz zavallı müslümanlara düşman olmasınlar.

Bizler aşağılanmak ve rezil olmak için Danimarkaya ve Avrupaya gelmedik. Komünizme karşı bizleri savaştırmak için geçici olarak bizlere iyi davrandınız. Sömürgeleriniz, İslam ülkelerinizde, bizleri ezdiğiniz için, annesinden azar işiten ve dayak yiyen çocuk gibi anne! anne! diye yine size yani batıya sığındık. Çünki islam ülkelerini yaşanmaz harabeler haline getirdiniz.

Batı Avrupalı, Yahudi ve Amerikalı Efendilerimizi, çobanlarımızı, Afrikalı kara zenci köleler gibi biz beyaz kölelerde seviyoruz.
Biz müslümanlar sizin Batı Hindistandaki kolonilerinizdeki hayvandan aşağı şartlarda çalıştırdığınız Kara Derili Zenciler gibi, talihide kara, Türkiyeli beyaz zenci köleleriniziz.
Eskiden yaptığınız gibi, isterseniz bizim isimlerimizi değiştirip, çocuklarımızla kiliseye götürüp, çivili sopalarla dövüp parçalanan derimize tuz ve acı biber ekebilirsiniz. Bizleri müslüman ülkelerine gönderseniz oradada ezeceksiniz. Bütün Müslüman ülkeleride 1920 den beri sizin kolonilerinizdir, sömürgelerinizdir. Bari zavallı evlatlarımızdan uzaklaşmıyalım. Bundan 20 sene önce 6 minareli Sultan Ahmed Camiinden Cuma namazını kılıp çıkmıştım. Orta yaşlı yüksek tahsilli bir Amerikalı ile tanıştım. Camiyi gezmiye gelmiş. Biz sizin köleniziz, siz bizim Efendimizsiniz, müslüman ülkeleri sizin kolonilerinizdir, dedim. Enteresandır, akademisyen hristiyanlar meseleleri biliyorlar. 5 sene önce iki Danimarkalı lise öğretmeni Türkiyenin ilerde ne olacağını sordular bana.
– Küçük Amerika olacak, dedim. Yok olamaz dediler.
– Afro Amerika olur, dedim. Türkiyenin Afrika Amerikası olabileceğini kabul ettiler!

2002 yilinda Bir Danimarkali Kiprista senelerce Üniversite de ders verdigini Türkiye de Hatay da topraklarin ekilmedigini satin almak istedigini satmadiklarini ama Amerikalilarin satin alabildigini söyledi- ve bana nicin Avrupalilara satilmiyor diye sordu?
– Merak etmeyin yakinda sizde alirsiniz Türkiye sizindir-dedim – Dikkat ettim Danimarkali cok seyler biliyor- Bizler uyuyoruz-

Dünyadaki zengin müslümanlar paracıklarıyla, Avrupada ki esir müslümanlar hakkında bir araştırma yapmalıdırlar. Bu mevzuuda yüzlerce roman neşretmelidirler. Danimarka devleti İslamiyetin aleyhinde pek çok roman ve kitap neşrettirmiştir (yayınlattırmıştır). Kütüphanelerine koymuştur. İslamiyeti merak eden Danimarkalılar ve müslümanlar kütüphaneye gelip bu romanları ve kitapları okuyup islamiyetten nefret etmektedirler.

Avrupada müslümanlara demokrasi ve ifade (söz) hürriyeti yoktur. Devamlı aşağılanmak, ezilmek, rezil edilmek vardır. Müslümanlara karşı Demokrasinin, müslümanları aldatıcı sömürme aracı ve şeytan oyunu olduğunu gözümüzle görüyoruz!
Avrupada müslümanlara söz hakkı gibi insan haklarıda yoktur. Avrupada hayvanlara hayvan hakları vardır. Müslümanlar hayvandan daha aşağı kabul edilmektedir. Batılılar İslam ülkelerinde de İslamiyeti yaşamayı yasak etmişlerdir. Müslüman ülkelerin orduları ve generalleri Batı avrupalıların, Yahudilerin ve Amerikalıların kölesidir, ordusudur, generalidir!

Türkiyenin İslam ülkesi ve devleti olmadığını sayın Genel Kurmay Başkanımız 2005 yılında söyledi. Bu yazdığım yazıların Türkiye ile ilgisi yoktur. Yazdığım yazılar İslam ülkeleri ve devletleri ile ilgilidir. Türkiye Laiktir. Amerikaya köle oluşumuz ise benim fikrimdir. Buradan öyle gözüküyor. Yanlış olabilir. Türkiye kanunlarında yasaksa sileriz. Paramızdan 6 sıfır atılmasını anlıyamamışımdır. Bari 9 sıfır atılsaydıda en güçlü para bizim paramız olsaydı ne güzel olurdu! Cim bom şampiyon olurduk! Muasır Avrupa medeniyetine kavuşmuş olurduk!
Müslüman ülkelerin çoğunda hatta hepsinde camilerde bile İslam dini yasaktır. Siz zengin ülkelerin müslümanları, güle oynaya Amerika, Danimarka ve Avrupa mallarını kullanırken ve yerken bizlerde burda ağlıyarak gâvur olacağız.
Benim bu yazdıklarımı salak müslümanlar okumasın zira canları sıkılır. –(“Müslüman elinden, dilinden ve başka uzuvlarından kimseye zarar gelmeyen insandır. Hz. Muhammed (s.a.v)”) –

Usame bin Laden’in, Taliban’ın, Molla Ömerin, Fethullah Gülen’in, İmam Abu Laban’in, imam Akari’nin, İmam Abdul Wahid Pedersen’in, İmam Fatih Alev’in mübarek müslümanlar olduğuna inanıyorum.

2 milyon müslümanı Ahmedilikle Kafir eden İngiliz devleti ve Türksat Çanağıyla Nur tv ile aynı şeyi yapmak istiyen Amerikayı lanetliyorum.

Hizbuttahrir’in Nörrebroda bir toplantısına gittim. Bir sürü Danimarkalı gencecik yeni müslümanlar konuşmalar yaptılar. Gözlerim yaşardı. Danimarkalı Rus gencine 3-4 ay hergün 3-5 saat İslamiyeti anlattım. Müslüman oldu. Selahaddin adını aldı. Hukuk Fakültesine sarık, sakal ve cübbeyle gidiyor. Müslüman olduğu andan itibaren beş vakit namazı vaktinde kılıyor. Hz. Ömere benziyor kıyafeti. Rus Doktorun Danimarkali oglu 19 yasinda tam bir Selahaddini Eyyubi oldu. İnsallah kücük kiz kardeside müslüman olur.
Ben gâvurların 1920 den beri salaklaştırdığı müslümanlara, iyi müslümanlara ve çaresiz müslümanlara, Neron ve Firavundan daha zalim davranıp, yardım ediyor tiyatrosunu oynıyan, melek yüzlü zalimlere, hakkımı helal ediyorum. Kesinlikle gâvurlara yani islam düsmanlarina öfkeli değilim ve gâvurlardan nefret etmiyorum. Gayri müslimleri sevdiğim gibi gâvurlarıda seviyorum. Çünki müslüman melek gibi kibar ve alçak gönüllü olmak mecburiyetindedir ve öyledirde.
Dünyaya hakim Siyonist Yahudi televizyonları şeytani oyunlarıyla müslümanları kötülüyor, terörist ve komik gösteriyor. Müslümanların cevap verecek televizyonları, silahları, devletleri ve paraları yok. Kışkırtıcı, yalancı terörist gâvurlar, hem gayri muslimleri (müslüman olmıyan insanları) hemde müslümanları kandırıyor. Vahşi Terörist Gâvurların salaklaştırdığı zavallı müslüman kardeşlerimin birazcık olsun uyanmasını ve yüce dinini Danimarkalı müslümanlar gibi araştırmasını arzu ediyorum. Bütün dileğim budur.
Müslümanlar melek gibidir. Dünyayı melekleşmiş insanlarla doldurmak isterler. Bu durumu zalim gâvurlarda çok iyi bilirler. Şiddetli ruhi buhran ve stress içinde olan kibar, mert ve efendi gayri müslim Avrupa, Amerika, İsrail halkının müslüman olmaması için bu kanlı yalan tiyatrosunu devam ettireceklerdir.

Ey derin uykularda uyuyan müslüman kardeşlerim ve islami gruplardaki islam kahramanları! Bugüne kadar kapınıza yahovacılar kaç defa geldi? Kaç defa Hristiyan misyonerleri geldi? Rica ediyorum bir araya geliniz, İslamiyetin sevgi dini oldugunu, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammedin sevgi Peygamberi olduğunu anlatan bir kitapçık bastırıp Danimarkalılara dağıtınız, Türklere maliyet fiatına satınız. Bütün müslümanların islam kardeşliğiyle birbirleriyle tanışıp görüşmeleri şarttır.
Peki bu karışıklıkta kurtuluş çaremiz nedir? Zamanında erkek gibi çalışmadığımızdan, oturup Endülüsün son müslüman kralı gibi kadınlar gibi ağlamalıyız Birde çocuklarımızı iyi müslüman yetiştirebilmek için feryat edip çare aramalıyız. Dualar ediyorum. Aciz kardeşiniz Muzaffer Alev muzafferalev@hotmail.com (Şubat 2006)

Selçuklu Ecdadımız, Sultan Alparslan’ın Malazgirt Zaferinde Haçlı orduları Kralı Romen Diyojeni esir etmiş, öldürmemiş ülkesine geri göndermiş. Romen Diyojen Alparslana şeyet sen bana esir olsaydın ben seni öldürürdüm demiş. “Malazgirt Savaşı” başlamadan önce Kahraman Selçuklu Askerleri düşmanın çok fazla ve güçlü olduğunu, öldürmekle bitiremiyeceklerini, geri çekilmek istediklerini, Sultan Alparslana bildirmişler. “Sultan Alparslan” Beyaz bir ata binmiş ve beyaz kefenini üzerine giymiş olarak ;
– Şehid olmak istiyenler benimle gelsin, istemiyenler hanımlarının yanına gitsinler demiş ve atını mahmuzlamış.
Bütün Büyük Selçuklu Askeri Allah Allah diyerek Haçlı Gâvurlarının üzerine atlarını koşturmaya başlamışlar. Zalim ve vahşi haçlı gâvurları yenilmişler.

Üzülerek söylüyorum bizlere tarihimizi öğretmediler ve öğrettirmediler. Yavuz Bahadıroğlu isimli yazarımız 100 civarında çok heyecanlı roman yazmış şanlı Osmanlı islam tarihi hakkında. Önce çocuklar için olan Sunguroğlu romanlarını, daha sonrada diğer heyacanlı romanları okuyunuz. İslami kitapçılardan satın alabilirsiniz.

Gâvurlar Afrikada, Amerikada, Asyada ve Avustralyada milyonlarca suçsuz insanları öldürerek, hergün döverek günde 20 saat çalıştırarak, Danimarkalıların batı hindistandaki kolonilerinde yaptığı gibi çivili sopalarla dövüp parçalanan etlerinin üzerine tuz ve acı biber ekerek, eşkiyalıklar yaparak çok zengin olmuşlar ve bu hırsızlık paralarıyla acayip silahlar yapmışlar, bu silahlarına güvenerek Ecdadımız Büyük Osmanlıya saldırmışlardı. Barış istemiyorlardı. Gâvurlar güçlü olunca muhakkak müslümanları öldürmek isterlermiş. Mecburen bizlerde onları öldürüp barışa razı etmek isterdik. Üzülerek söylüyorum bizlere tarihimizi öğretmediler ve öğrettirmediler. Yavuz Bahadıroğlu isimli yazarımız 100 civarında çok heyecanlı roman yazmış şanlı Osmanlı islam tarihi hakkında. Önce çocuklar için olan Sunguroğlu romanlarını, daha sonrada diğer heyacanlı romanları okuyunuz. İslami kitapçılardan satın alabilirsiniz. http://www.esir.webbyen.dk muzafferalev@hotmail.com (Şubat 2006) (Tertip eylül 2006)

– Kalleş Gâvurlar Ruslara karşı Afganistanda savaştırmak için 2000 Mısırlı genci Afganistana götürmüşler, 10 sene sonra Rusya yenilince savaş bitmiş. Mısırlı gençlere Mısıra geri dönmek yasak edilmiş. Bu gençler Mısırı gâvur sömürrgesi olmaktan kurtarırlar diye çekinmişler. Yakında Ortadoğuda çeşitli hilelerle milyonlarca müslümanı soykırım yapıp kalleşce öldürebilirler. Zaten şu anda sanki film çeviriyor gibi güle oynıya hergün pekçok müslümanı öldürüyorlar. Yakında sıra bize gelince işin ciddiyetini anlıyacağız.

Eğer Terörist, katil Batı Avrupalılar Amerikada soykırım yapmasaydılar, şimdi sadece Kuzey Amerikada 300 milyon yerli halk yaşıyor olacaktı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s