70 YAŞINDAKİ ŞULE YÜKSEL ŞENLERE ÇIFIT SALDIRI

    70 YAŞINDAKİ ŞULE YÜKSEL ŞENLERE ÇIFIT SALDIRI

(Şubat 2008-Muzaffer Alev)    www.esir.webbyen.dk

 

Sule Yüksel Senler – Türkan Soray – Birlesen yollar Filmi (Huzur Sokagi):   http://images.google.dk/imgres?imgurl=http://i2.ytimg.com/vi/yjUKIeRo_uA/hqdefault.jpg&imgrefurl=http://www.youtube.com/view_play_list%3Fp%3D6E643882F3B4302C&usg=__blD_Zw3Zb9F55NwbsXl64Xlg8gw=&h=360&w=480&sz=17&hl=da&start=23&um=1&itbs=1&tbnid=YjXs5EjrPOj70M:&tbnh=97&tbnw=129&prev=/images%3Fq%3Dsule%2Byuksel%2Bsenler%26start%3D18%26um%3D1%26hl%3Dda%26sa%3DN%26ndsp%3D18%26tbs%3Disch:1

   Değerli Kardeşlerim, ben Şule Yüksel Şenlerin, kendisindenden 3 yaş küçük Mübarek Kardeşi Gonca Gülsel Şenler ile 1972 yılında evlendim. 1972 yılında oğlumuz Muhammed Fatih Alev ve 1978 yılında kızımız Ayşenur Alev dünyaya geldi.
Şule Yüksel Şenler’in ve Gonca Gülsel Alev’in Anneleri Ümran Şenler Hanım Mübarek bir Osmanlı Hanımefendisi ve Babaları Muhterem Tahsin Şenler Bey bir Osmanlı Bey Efendisiydi. Sesinin güzelliği ve müzik bilgisiyle Süleymaniye Camii Minarelerinde Türkçe Ezan Okurmuş. CHP li modern bir aileymişler. 1950 yılında bir imam seçimden bir gün önce gelmiş ve Menderes’in Demokrat Partisine rey vermesini rica etmiş. Menderes’e rey vermişler. Menderes seçimi kazanmış. Ezan ezan gibi okunmaya başlamış. Tahsin Bey de Süleymaniye minarelerinde arabca ezan okumuş.

BEDİUZZAMANIN DUALARINA VE KERAMETİNE LAYIK AİLE.

En büyük oğulları Muhterem Özer Şenler Ağabeyin ismini Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin, Üzeyir’ e değiştirdiği doğrudur. Hatta Üstad Hazretlerinin dualarına ve kerametlerine nail olmuşlardır, erişmişlerdir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri Evliya ve İslam Alimiydi. Üzeyir Ağabeyin şiddetle İspartada Üstad Hazretlerinin yanında kalıp hizmetinde bulunmayı istemesine rağmen, kâlp gözü açık olan Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri;
- Babanın sana ihtiyacı var. Hemen babanın yanına git. Anneni ve kız kardeşlerini Ahiret Hemşireliğime kabul ettim, demiş.
Üzeyir Ağabey Üstadımızın Kerametlerine şahid olmuş. Ancak modern bir hayat yaşıyan annesi ve kız kardeşlerini ahiret hemşeriliğine kabul ettim, demesini anlıyamamış. O günleri yaşamayanların ve İslam düşmanı iç ve dış gâvurların yüzbinlerce, milyonlarca yalanlarıyla yetişen bugünki neslimizin bu meseleleri anlaması kolay değildir. 90 senedir Müslüman nesillerini, yani (uydurukça) kuşaklarını yıkmak kolay ve serbest ama yapmak, tamir etmek zor ve yasaktır!
1920 yıllarında İngilizler Komünizm İdeolojisine mağlup olmamak için Müslümanlara geçici olarak İslam Ülkeleri dağıtmışlar. Müslümanları Komünizme karşı bekçi köpeği olarak kullanmışlar. Hatta Afganistanda olduğu gibi savaştırmışlar. 1941 yılında Pearl Harbour da olduğu gibi, “2. Pearl Harbour, 11 Eylül 2001” tarihinde tekrar kendi 3000 Amerika halkını acımadan kendileri öldürtmüş ve öldürmüşlerdir.
Amerika, Avrupa, İsrail Birleşik Devletleri ve Azgın Yahudi grubları tarihte ve şimdi en büyük terörist olmalarına rağmen zavallı Müslümanları teröristlikle kalleşçe suçlamaktadırlar. Aslında Komünizme karşı Müslümanları kullanmışlardır. Perişan etmişlerdir. İlim, İrfan, Hikmet ve Keramet gibi dünyanın yüzlerce güzelliğine sahib Müslümanların bütün bu yüksek hasletlerini, güzelliklerini yok etmişlerdir.
Bu günün Müslüman çocuklarına biz kerameti nasıl anlatacağız? Keramet ancak, güzel ve melek gibi Müslümanlarda olur. Selçuklular ve Osmanlılar Sevgili Peygamberimizin istediği gibi güzel bir hayat yaşarlardı. Keramet sahibiydiler. Her şeyimizi, bütün yüksek değerlerimizi, güzelliklerimizi yok ettiler, çaldılar. Kerametimizi de çaldılar. Bizi Afrikalı Siyahi kardeşlerimizden de geri bıraktılar. İslam Düşmanları yani Terörist, Vahşi Gâvurlar, Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlıdan intikam alıyorlar.

KARDEŞİ YÜKSEK İMANLI ÇİĞDEM ŞENLER VEFAT EDİYOR

Şule Yüksel Şenler Abla dünyaya gelince Kıprıslı Dedesi Mehmed Ali Bey, aman bu kızıma iyi bakın, rüyamda gördüm bu kızım ilerde çok büyük işler başaracak, demiş.
En küçük kız kardeş Mübarek Çiğdem Şenler kâlp hastalığından 52 yaşında 2007 yılında vefat etti.
Çiğdemden büyüğü benim mübarek refikam Gonca Gülsel Alev Hanımdır. Aynı Şule Yüksel Şenler Ablamız gibi çok şuurlu ve yüksek hitabet kabiliyeti ve bilgisi olan bir İslâm Mücahidesi ve Osmanlı hanımefendisidir. Danimarkada 5 sene heyecanlı islami radyo Proğramları yapmıştır. O zamanlar Komünizme karşı Müslümanlar kullanıldığı için radyo proğramı imkanı vardı. Şimdi ise olmıyan teröristleri arıyorlar! Türkiyeli gençlerden tuttukları casuslarla olmıyan Teröristleri arıyorlar. 3 gün önce (25.04.08) Danimarka gazeteleri yazdı. Norveç Polisi iskandinavyalı olmayan casuslar aradığını ilan etmiş. Hemen 4500 müracaat olmuş. 500 tanesi akademisyenmiş.
Batılılar bir alemdir. Avrupaya kolay uysunlar diye cahil Müslümanları getirdiklerini gazetelerinde yeni ifşa ettiler. Soğuk savaş senelerinde Rusları korkutmak için Hristiyan değil, Müslüman işçileri getirmişler Avrupaya. 2001 yılında “ 2. Pearl Harbour 11 Eylül hadisesi “Hilesiyle tekrar kendi milletini öldürmüşler. Bu bahaneyle hemen Afganistanı işgal ederek 25 senelik Müslüman Soykırımı savaşını başlatmışlardır.

NEW YORK’LU İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ AİŞE LOUBORGLA TANIŞMA

Kopenhag 1972 yılı, Oğlumuz Muhammed Fatih’in dünyaya geldiği sene, İsveçli Mübarek bir hanımla evli olan Muhterem İspanyol Müslümanı Yusuf Kardeşimizin arabasıyla evine ziyarete götürüldük. Tabii haremlik ve selamlık usulüyle (hanımlar ve erkekler ayrı odalarda) oturuyoruz. Gonca Hanım o gece New York’lu Yeni Müslüman, Omar Louborg’un Hanımı Aişe Louborg ve İspanyalı Mühtedi Yusuf kardeşimizin İsveçli Mühtedi (islamı seçen) Hanımıyla tanıştı.
Amerikalı ingilizce öğretmeni Aişe Louborg, Gonca Hanıma ingilizce öğretmeyi teklif etmiş. Hergün evimize geldi ve Gonca Hanıma çok kısa zamanda ingilizce konuşmayı öğretti. Devamlı senelerce ingilizce konuşarak sohbet ettiler, İslâmi dersler yaptılar. Haftalık İslami Tasavvuf toplantıları yaptılar. Her hafta bir Danimarkalı Müslümanın evinde toplanıyorlardı. Cemaatle çocuklarıyla beraber namaz kılıyorlardı.
Gonca Gülsel Alev hanım, Danimarkalı Mübarek Müslüman Omar Louborg’un hanımı New York’lu Genç İngilizce Öğretmeni Aişe Louborg’un tasavvuf toplantılarına uzun seneler devam etti.
Aişe Louborg Hanım, Gonca Hanımın tabiriyle, 15 sene önce “5 tane melek gibi güzel kızını bırakıp, (kanser hastalığından) firdevs cennetlerine uçtu”. Gonca Hanım, Gurbet Radyosunda “Firdevs Cennetlerine kayan yıldız” proğramını yaptı ve Gurbet Radyosu Kitabına en son yazı olarak koydu.

İNAM HANIM VE DANİMARKALILAR İLE İSLAMİ DERS TOPLANTILARI

Gonca Hanım, geçen sene, 2007 yılında, Esad Hoca Efendi gibi şüpheli bir şekilde 52 yaşında vefat eden, Filistinli Mülteci “Şehid Abu Laban” Hoca Efendinin, Muhtereme Hanımı Ekonomist İnam Hanım’ın, İslamî İlim derslerine katıldı ve kendiside derse gelenlere bilhassa bir sürü Danimarkalı Genç kızın Yüce Dinimizi öğrenmelerine yardımcı oldu.
Kopenhag da Birgün Danimarkalı Müslümanlarla yapılan haftalık İslami Derste Gonca Gülsel Hanım üzüntüyle;
- Ne işim vardı benim bu diyarlarda, niye geldim ben gurbete diye üzüntüsünü belirtince;
Yeni Müslüman olan birsürü gencecik Danimarkalı kızlardan biri gözleri yaşararak;
- Ne olur birdaha böyle söyleme Abla Gonca, sen gelmeseydin bize Yüce Dinimiz İslâmiyeti kim anlatacaktı, kim öğretecekti? diyerek derste herkesi duygulandırmış.

KENAN EVREN’İN ADANADA PROFESÖRLERLE ÖRTÜ TOPLANTISI

Gonca Gülsel Alev Hanım Danimarka Devlet Gençlik okullarında uzun seneler mükemmel başörtüsü ve uzun kıyafetiyle öğretmenlik yaptığı yıllarda birgün, Kenan Evren Paşa Adanada Profesörleri toplayıp;
- Ben Kur’anı okudum, Kur’anda başörtüsü yok, diyor.
Danimarka da Gonca Gülsel Hanımın küçük Öğrencileri satelit tv kanallarında bu haberleri seyrediyorlar ve ilk derste ellerini kaldırıp başörtülü öğretmenlerine soruyorlar.
- Öğretmenim, Cumhurbaşkanımız Kenan Evren, büyük bir salonda, Üniversite Profesörlerine:
- Ben Kur’anı okudum başörtüsü yok, diyor! Arkadaşlarımda seyretmişler.
Gonca Hanım bu duruma çok üzülüyor. Öğrencilerine sevgi, şefkat ve çocuk diliyle durumu izah ediyor.
Hatırladığım kadarıyla;
- Kur’anı Kerimdeki Nur Suresi ve diğer surelerdeki başörtüsüyle ilgili ayetleri izahtan sonra, Hadislerin ve Hadis Kitablarının ne olduğunu, Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in Hadisleriyle yani söz ve izahlarıyla Kur’anı Kerimi anlıyabileceğimizi izah ediyor. Sevgili Peygamberimizin bir Hadislerinde elleriyle işaretler ederek, Müslüman Hanımların nasıl örtünmesi gerektiğini izah ettiğini, anlattığını söylüyor.
Birbirinden zeki cocuklardan bir tanesi elini kaldırıp söz aldıktan sonra;
- Öğretmenim hiç koskoca Cumhurbaşkanı Kenan Evren yalan söyler mi? diye soruyor!
Bir diğer zeki öğrenci elini kaldırıp söz alıyor hemen;
- Öğretmenim, ben şimdi anladım… Sizin dininiz ayrı, bizim dinimiz ayrı, diyor!
Gonca Gülsel Alev Hanım perişan oluyor. Televizyonların tahribkâr zararlarından dolayı, zavallı halkımızın yanlış bilgilendirilmesine çok üzülüyor. Tabii, güzel ve zeki öğrencilerine gereken şefkatli cevabı veriyor ve sevgi dolu izahlarda bulunuyor. Öğrencilerini çok seviyordu Gonca Hanım.

KENAN EVRENE RADYODA CEVAP VEREREK, KOPENHAG VE CİVARINDAKİ HALKIMIZA DOĞRUYU ANLATMAK İSTİYOR!

Gonca Hanım, O hafta Cumartesi günü Gurbet Radyosunda haftalık sohbetini yaptıktan sonra, Radyo idarecileri Burhan Arı ve Gazi Beylerden gelecek cumartesi akşamı Gurbet Radyosunda Kenan Evren’e cevap vermek istediğini söylüyor. Burhan Arı Bey tebessüm ederek, çok kibar bir ifadeyle;
- Gonca Abla, radyo idarecileri olarak biz sizin proğramlarınızı çok beğeniyoruz. Büyük bir merakla dinliyoruz. Bütün halkımız sizin proğramlarınızı dikkatle dinlediğini ve bütün dinleyicilerin çok beğendiğini devamlı gelen teşekkür telefonlarından biliyoruz. Siz hep Türk Gençlerinin dertlerinden ve kurtuluş çarelerinden, güzel dinimizden gençlerin anlıyacağı şekilde güzel proğramlar yaptığınız için size de teşekkür ediyorlar, ancak bizimkilerden (derin devlet) din ile ilgili büyük birisi telefonla:
- Çıkarın o kadını radyodan, saçma şeyler anlatıyor. Ben imamlarımızı gönderiyim. Kurandan ve Hadisten bahsetsinler, dedi. Halbuki siz hep gençlerimizin ve çocuklarımızın dertlerinden, perişanlıktan kurtulmak için neler yapmamız gerektiğinden, bizim anladığımız dille, çok güzel anlatıyorsunuz. Sizden çok bilgi öğreniyorum, öğreniyoruz. Rica ediyorum, Cumhur Başkanı Kenan Evrene cevap vermeyiniz. Anlattığım gibi zaten bizimkiler burada da sizinle uğraşıyorlar. Sizin bu çok faydalı proğramlarınıza mâni olmaya çalışıyorlar.
Mesele anlaşılmıştı. O akşam Gonca Hanım adeta hasta oldu. Yemek yemedi.
Seri, hızlı ve heyecanlı konuşmalar yapmak, kısa zamanda çok mesaj vermek için proğramlarını önceden yazardı. 20 dakikada, 20 büyük sahifeye yazdığı uzun yazıları süratli ve heyecanlı bir şekilde okuyarak çok güzel mesajlar verirdi. Proğram sonunda gözyaşlarımızı tutmak için zorlanırdık. Allahın herkese nasib etmediği bir kabiliyet, hitabet ve samimiyete sahipti . Avrupada yaşıyan zavallı Türkiyeli gençlerin dertlerini kendi ruhunda ve kâlbinde hissederek yaşardı. Bazı proğramlarını kasete almıştık, dinlediğimde gözlerim yaşarır, ağlamaklı olurdum.

GONCA HANIM ÜZÜNTÜDEN HASTA OLUYOR, SİNİRLENİYOR!

O akşam yemek yemiyerek üzüntü içinde dertli ve sinirli bir halde otururken birden, sinirle ve gözyaşları içinde sağ elinin işaret parmağını ileriye hızla uzatarak;
- Buldum! dedi.
- Nasıl bir çare buldun? diye sordum.
- Kenan Paşaya cevap vermenin yolunu buldum, lütfen sabret, yazıp bitirdiğimde sana okuyacağım, dedi. Ve ağlıyarak hızlı hızlı yazdı radyo proğramını. Sonra bana okudu.
- Gonca Hanım, Danimarkalı Gelin’in diliyle, Kenan Paşaya cevap veriyordu. Her hafta İslamî ders yaptıkları Danimarkalı, Melek gibi çok yüksek imânlı yeni Müslüman olan bir sürü kız öğrencileri, Gonca Gülsel Alev Hanıma ilham kaynağı olmuştu. Bu yeni pırıl pırıl güzel Müslümanların, Sevgili Peygamberimizin arkadaşları Sahabî Hanımları gibi güzel örtüleriyle, saflar halinde, bir kısmının küçük danimarkalı çocuklarıda dahil, cemaatle huşû içinde vaktinde namazları kılışları, Kuran’ı Kerim okuyuşları, Gonca Hanımın İslami Hizmet etme aşkını artırırdı.
- Gonca Gülsel Hanımla 1972 de yıldırım nikâhıyla evlenip Danimarkaya gelmek için hazırlandık. Vize derdi yoktu. Zannederim Şule Yüksel Şenler Abla hapisteydi. Bir dostumuz beni Şule Ablayla telefonla görüştürdü. Şule Abla bizlere saadetler diledi. Dua etti.       Muzaffer Alev Kopenhag  muzafferalev@hotmail.com    www.esir.webbyen.dk

a1.jpg             http://www.bolvadinsevgisi.com/osmanli.htm  Timurtas Hoca Efendi : ” Bu millet Büyük Ecdadinin 1000 senelik mezar taslarini okuyabilse alim olur” diyor. Bizi dünyada ecdadinin yani dedesinin mezar tasini okuyamayan tek millet yaptilar. Afrikada ingiliz kolonisi Somali halkindan daha cahil yaptilar. islami ilim ve irfan dolu ecdad mezar taslarini hela tasi yaptilar. Dedelerimizin mezar taslarini gâvur ülkelerine sattilar. 

Timurtas Hoca Efendi:  http://www.youtube.com/results?search_query=timurtas+hoca&aq=f

Timurtaş hoca efendi, bir müslüman kıza sordum:  http://www.youtube.com/watch?v=nw2-O7zCta8

 (Muzaffer Alev  Kopenhag)

OSMANLI BİNASINDA OTURUP, OSMANLI TORUNLARINA, BAŞ ÖRTÜLÜ RESİMLE PASAPORT VERMİYORLAR!

Evliliğimizin 2. Günü, İstanbul Sirkeci İstasyonunun karşısındaki sokakta bir Osmanlı Binasındaki Emniyet’e Gonca Hanıma Pasaport almak için müracaat ettik. Açık başla çekilmiş resim istediler. Yoksa kesinlikle pasaport vermiyorlarmış. Gonca Hanımın bir aile dostu varmış ve Emniyet binasında uzun senelerdir memur olarak çalışıyormuş. Müracaat ettik. Yarım saat sonra geldi. Çok özür diledi. İki paralık adamlara yüz suyu döktüm ama kabul etmediler, dedi.
Gonca Hanımla ne yapacağız diye düşündük. Gonca Hanım kesinlikle başını açmıyacağını söyledi. Kesin kararını verdi. Ben yalnız Danimarkaya döneceğim, Gonca Hanım İstanbulda ailesinin yanında kalacak. Arada izine geleceğim. Osmanlı Binasında eve gelmek üzere yürümeye başladık.
Tam binanın büyük kapısından çıkıyorduk ki kapıda nöbet bekleyen iki genç polisten biri:
- Hocam nasılsın? diye beni kucakladı. Şaşırdım. Birkaç sene önce Kütahyada askerken camiye götürdüğüm gençlerden biri. 12 bin kişilik askeri birlikte birkaç kişi camiye gelirdi. Arada Dansöz oynatılırdı. Daha yazmamalıyım, bakarsın altından Çapanoğlu çıkar! Neyse asker arkadaşıma durumumuzu anlattım.
- Başörtüsünden dolayı Pasaport vermedikleri için ben yalnız Danimarkaya döneceğim, dedim.
Sen merak etme benim tanıdığım var ben imza ettiririm, dedi. İnanamadım. Gerçektende biraz sonra imzalı kağıdı getirdi. Başörtüsüyle çekilmiş resimle pasaportu aldık. Çok sevindik. Arkadaş hızır gibi yetişti. Sirkeci Garından Trene bineceğiz, biraz geç kaldık, görevliler bavulu arıyamadılar, tebeşirle çarpıyı attılar ama çok kızdılar. Arasalardı bavulda Risale-i Nur isimli Kur’an tefsirleri vardı. Yasaktı, bizi göndermezlerdi. Bir defasında Gonca Hanımın çok yakın arkadaşı, Alman Cemile Alkonavi Hanım’ın Almanyaya gidişine mani olup, Risale i Nur eserlerine el koymuşlardı. O zamanlar bavullar didik didik aranırdı, aranan bavula tebeşirle bir çarpı işareti konurdu.

“DANİMARKALI GELİN” iSiMLi GURBET RADYOSU PROGRAMI GÖZYAŞLARIYLA AĞLIYARAK YAZILDI!

Halbuki, Gonca Hanım o güne kadar hiçbir proğramını bana okumamıştı. Bir zafer daha kazanmıştı. O nemelazımcı değildi, kendinden 3 yaş büyük olan ablası Şule Yüksel Şenler gibi hakkını arayan, İslami yüksek şuurlu ve heyecanlı bir mücahideydi. Birgün Gurbet Radyosun da programı yeni bitmişti ki, Türkiyeli bir genç telefon edip çok iğrenç küfürler etti ve Gonca Hanım’ın yüzüne, seni bugün öldüreceğim, dedi. Radyoda telefonlara cevab veren kardeşimiz telefonun sesini açtığı için hepimiz duyduk. Gonca Hanım hemen telefonun ahizesini alıp: o anda radyoda bulunanların şaşkın bakışları arasında gayet sakin bir şekilde:
- Ben öldürmek istediğin şahısım. Ölümden korkmuyorum, bir yer söyle biraz sonra geliyim, ister öldür veya istersen önce konuşalım, dedi!
Genç telefonu kapattı. Mesele kapandı.
O Cumartesi akşamı heyecanlı proğramlarından birini yaptı. Ağlıyarak yazdığı “Danimarkalı Gelin” proğramını yine gözyaşlarıyla ve heyecanla okudu.
Osmanlı Paşaları yaptırdıkları camiler, hastahaneler, medreselerle anılırlardı. Nü (çıplak kadın) Resimleri yapmasıyla meşhur Ressam Kenan Evren Paşa cevabını almıştı.
Gonca Hanımın Gayesi Müslümanlara yardım etmekti.
Allah isterse, Müslümanlarda Allahın istediği kul olabilmek için samimi, içten, kâlbî çalışırlar, gayret ederlerse, Allah onlara yardım etmez miydi?
Allah, Çanakkalede Savaşan o güzel Müslüman, yüksek imanlı Büyük Osmanlı Askerlerine nasıl yardım etmişti? 300 kişilik İngiliz Nordfolk Alayı Osmanlıya saldırdığında, rüzgârsız ve bulutsuz bir günde beliren bir bulut gelip İngiliz Alayını yani 300 Askerini kaplamıştı. Biraz sonra bulut yükselip gitmişti. İngiliz Alayı silahlarıyla beraber kaybolmuş ve hiç bulunamamıştı!
İşte bizim Büyük Osmanlıdan farkımız budur. 1920 sonrası Dünya Müslümanları olarak hepimiz İmanımızı, İrfanımızı, Hikmetimizi, Kerametimizi, Ahiretimizi, bütün yüksek değerlerimizi kaybettik, çaldırdık. Yok edilmiyen hiçbir değerimiz kalmadı. Yeni nesillerimiz çok zavallı durumdalar. Analar, Babalar ve yeni nesiller ağlıyorlar. Ağlatılıyorlar. Siyonist Yahudiler ve katil Haçlılar, Osmanlının kendini gavurlara karşı korumasının intikamını alıyorlar. Gizlice, yüzlerce, binlerce hilelerle ve yalanlarla Müslümanların yeni nesillerini gavur ediyorlar. Ahlaksız, namussuz ve ruh hastası yapıyorlar.
Danimarkalı yeni Müslümanlar gibi İslamiyeti bütün ruhumuzla ve kâlbimizle yaşamazsak ahirette ve dünyada başımıza çok büyük belalar gelecektir. Ruh hastası gâvurlara ve gayrimüslimlere değil, Büyük Ecdadımız Osmanlılara ve Osmanlı gibi yaşıyan yeni Danimarkalı Müslümanlara özenmeliyiz. Danimarkalı yeni Müslümanlar gibi Yüce Dinimizi yaşamalıyız.
Sevgili gençler, sokakta hergün gördüğünüz Danimarkalı yeni Müslümanları evinize davet ediniz ve yüce dininizi onlara sorarak öğreniniz. Bilhassa genç kızlarımız ve çocuklarımız, Danimarkalı melek gibi yeni Müslüman ve başörtülü ablalarını evlerine davet etmeliler. Çay demleyip, dolapta zeytin peynir ne varsa ikram edip, Yüce dinimizi öğrenmek istediklerini söyleyip, kendilerine İslami ders vermeleri için rica etmelerini arzu ediyorum. Gençler, İslam ve Osmanlı kültüründe misafira aç mısın diye sorulmaz. Hemen bir tepside yiyecek birşeyler ikram edilir.
Bakınız Nü Kenan Evren Paşamız ne büyük İslâmî hizmetlere vesile oldu? Uzun yıllardır, Milyonlarca, on milyonlarca Türkiyeli Müslüman göz yaşlarıyla, yeni Müslüman olan bir Danimarkalı kızdan Yüce İslamiyeti öğreniyor! Bu az şey midir?
Mübarek Kürd Kardeşleri ile beraber 1000 senedir Alemi İslamın Bayraktarlığını yapan, Dünya Müslümanlarını Terörist Vahşi zalim gâvurlara karşı şerefle koruyan, bu aziz milletin yine bin sene Kur’an Harfleriyle yazdığı Türkçe, 1926 dan beri yasaktır. Alimler, evliyalar, melek gibi Müslümanlar sistemli olarak yok edilmişlerdir veya Susturulmuşlardır. Komiktir ve trajiktir, Afrikadaki Mau Mau kabilesi gibi Tarzanca Türkçe konuşan zır cahil hikmetsiz profesörlerle, Mehmet Akif’i bile anlamayan, Nutuk’un orijinalini hiç anlamayan zır cahil olup kendilerini dev aynasında gören acayip üniversiteli bir nesil yetiştirilmiştir. Dedesinin mezar taşını ve kitaplarını okuyamıyan zavallı bir millet yaptılar bizi. Zaten mezar taşlarınıda hela taşı yaptılar. Millet meclisinde Padişahlarımızın İskeletlerini yurd dışına aatmak istediler ama başaramadılar.
Bediuzzaman Said Nursi:
- Avrupa İslamiyete hamile, Osmanlı Avrupaya hamile. Yakında doğuracaklar! demişti. İşte bizim halimiz. İşte yeni Danimarkalı Müslümanların, Danimarkalı Gelin’lerin melek gibi halleri. İşte Türkçe Yahudi Televizyonlarında bizim iğrenç hallerimiz! “Timurtaş Hoca” bir kasetinde: “ Bu millet mezar taşlarını okuyabilseydi alim olurdu “ diyor. Öküzün trene baktığı gibi bakıyoruz Büyük Osmanlı Ecdadımızın mezar taşlarına. Dünyada bizim gibi zavallı başka bir millet yoktur.
Koca Danimarkada bir tanecik arkadaşım 40 yaşındaki Recep Özkan Kardeşime birkaç defa rica ettim. Kopenhag da Danimarka Kraliyet Kütüphanesine gidelim, Büyük Osmanlı Ecdadımızın 350 senedir muhafaza edilen Türkçe Kitaplarına öküzün trene baktığı gibi bakalım, dedim. İnşaallah yakında gideceğiz ve bakacağız. Cennetmekan Ecdadımızın Ruhlarına Fatiha okuyacağız. Not: Gittik ama ecdadımızın kitaplarını göstermediler. Listede vermediler. Görevli şef bizi atlattı. Bir kat aşağıda bir görevliye bir soru sorduk. Meğer Üniversitede Mevlevilik ve Tasavvuf üzerine çalışmalar yapmış, rapor yazmış. Bazı islami internet adresleri verdim araştırması için. Giriş katında uzun saçlı bir Türk Üniversite talebesiyle tanıştık. Babası 2 ay önce vefat etmiş. Kendisi Budist olmuş. Her sene Hindistana gidip Budistlerin helalarını temizliyormuş. Nefsini yenmek için böyle yapması gerekiyormuş! Çok şeyler anlattık ama adeta bizden kaçtı.

ÜNİVERSİTELİ KIZIMIZ VE DANİMARKALI GELİN

2006 yılı sıcak bir temmuz günü İstanbulda Beyazıt Camiinin, Beyazıt caddesine bakan duvar dibine açılmış bir sergiden bakır üstüne yazılmış Kur’anı Kerimden ayetler ve sureler satın alan Avrupa kıyafetli bir genç kız gördüm. Bende bu levhaları seyrediyordum. Pantolonlu ve kısakollu bluzlu gençkız, sergiciye, levhalarda arabca ne yazdığını soruyordu tek tek. Yanında 9 yaşlarında bir kız kardeşi vardı. İki tane levha satın aldı. Levhaların parasını ödedi.
- Öğrenci misiniz? diye sordum.
- Evet.
- Nerede okuyorsun?
- Ziraat Fakültesinde.
- Bu küçük hanım neyiniz oluyor?
- Kızkardeşim.
- “Asır Ajans” diye bir firmanın yaptığı bir radyo tiyatrosu kaseti var, hemen karşıda Laleli-Vezneciler arasında ki İslami Kitabcılar çarşısında “Azim Dağıtım” dan bu küçük hanıma satın alır mısınız? Çok güzel ve öğretici. Kasetin ismi “Nasreddin Hoca”.
- Tabii hemen gider alırım. Tavsiyenize çok teşekkür ederim.
- Dün gece TGRT Televizyonu “Danimarkalı Gelin” filminin yarısını göstermiş, bu gecede diğer yarısını gösterecekmiş, seyreder misiniz?
- Dün gece bütün aile seyrettik. Hepimiz ağladık! Bu gecede devamını seyredeceğiz, dedi.

DANİMARKALI GELİN İÇİN DUA:  SERAP AKINCIOĞLU

Değerli Gençler, Danimarkalı Gelin Filmi ilk gösterildiğinde, Danimarkada evimizde uydumuz olmadığı için seyredemedik. Uzakta, Ballerup’da Elif Hanım isminde bir tanıdığımız Videoya aldı ve bize 2 hafta sonra getirdi. Akşam Gonca Hanımla ikimiz oturup seyrettik. Filim bitince Gonca Hanım huşu içinde ellerini duaya kaldırdı ve benim duyacağım bir şekilde;
- Yarabbim bu güzel “Serap Akıncıoğlu” kızımızın örtünüp aynı filimdeki gibi bir Müslüman olmasını nasib eyle, diye gözyaşlarıyla dua etti ve Kur’andan sureleri sessizce okudu. Elini yüzüne sürdü. Bende aynı şekilde ellerimi Allaha açıp dua ettim. Kısa bir zaman sonra artistliği bıraktığını ve örtündüğünü okuduk gazetelerde. Çok sevindik. 5. Filmiymiş. Artistliği bıraktı. Çok güzel örtündü. Yeni Asya Gazetesinde İman ve Kur’an hakkında yazılar yazdı uzun seneler. İki tane İslâmi kitabı neşroldu. http://www.serapakıncıoglu.com sitesinde kendisini görebilir ve yazılarını okuyabilirsiniz.

DANİMARKALI GELİN FİLMİ NASIL ÇEVRİLDİ?

Danimarkalı Gelin Filminin çevrilmesi Hadisesi şöyle olmuş: Birkaç ayrı şahıs ayrı zamanlarda, Gonca Gülsel Hanımın “Danimarkalı Gelin” Radyo proğramını Türkiye Gazetesine göndermişler. Hayatın İçinden Köşesinde tekrar tekrar neşredilmiş. Danimarkalı Gelin, Lübnanlı Gelin ve Danimarkalı Avukat azize hanım gibi bazı proğramları Rahmetli Şehid Esad Hoca Efendinin İskenderpaşa Cemaatinin Dergisi “Kadın ve Aile” de neşrettiler.
TGRT, Alo Türkiye serisinde 7. Kaset Radyo Tiyatrosu olarak neşretmiş.
Yine birgün Gençlik Okulunda küçük öğrenciler Gonca Öğretmene, yeni bir haber getiriyorlar.
- Öğretmenim senin “Danimarkalı Gelin” film oldu.
- Nasıl oldu ?
- TGRT Televizyonu devamlı reklâm yapıyor. İlk defa yılbaşı gecesi oynıyacakmış.

NÜ KENAN EVREN PAŞA İSLAMİYETE HİZMET EDİYOR!

Bizim uydu antenimiz olmadığı için haberimiz olmamıştı. Gonca Hanım TGRT ye telefon ediyor ve teşekkür ediyor.
Salih Diriklik Kardeşimizden Allah Razı olsun senaryosunu çok güzel yazmış. Şu anda http://www.youtube.com dan “Danimarkalı gelin” diye arandığında seyredilebiliyor. http://www.esircocuk.webbyen.dk sitesinden de seyredilebilir.
Allah isterse Cumhurbaşkanı Kenan Paşayı islamiyete hizmet ettirir.
Bugün basında ve televizyonda Şule Yüksel Şenler’in yalan haberlerle aleyhinde bulunanlarıda islamiyete hizmet ettirir.
Kendi insanlarının katili Amerika ve Avrupa’nın televizyonları, 11 Eylül 2001 (tarihinde 3000 kendi insanını öldürdüğü) Vahşi Haçlı ve Yahudi saldırısından sonra her gün televizyonlarla, Radyolarla, Gazetelerle, dergilerle, okullarda öğretmenlerle son hak din Yüce İslamiyete devamlı saldırıyorlar. Alay ediyorlar, Müslümanları aşağılıyorlar.
Her sene 20 bin Amerikalı melek gibi Müslüman oluyor. Binlerce Danimarkalı Melekler gibi Müslüman oluyorlar. Medyada yapılan röportajlarda Şu sözleri beni şaşırtıyor:
- Evet, bu sene Müslüman oldum, 5 vakit namaz kılıyorum! Bu sözü o kadar çok duydum ve okudum ki şaşırmamak mümkün degil.
Erkeklerin bir kısmı beyaz takke giyerken, kızların hepsi güzel başörtüsü ve İslami kıyafet giyiyorlar. İslamiyet ve Osmanlı hakkındaki bilgileride mükemmel. İslamiyeti çok ciddi bir şekilde yaşıyorlar. Bu yazdıklarımı Danimarkalı araştırmacılarda basında belirtiyorlar. Yeni Danimarkalı Müslümanların, İslamiyeti diger Müslümanlardan daha ciddi yaşadıkları basın ve televizyonlarda anlatıldı, Danimarkalı İmam Abdul Wahid Pedersen ile röportajlar yapıldı.
Batılılar 11 Eylül 2001 de Nevyork’da ikiz kuleleri kendileri yıktılar. Danimarka televizyonları, Radyoları, Gazeteleri ve dergileri devamlı hergün İslamiyetin ve Müslümanların aleyhinde bulunuyorlar. Okullarda öğretmenler de aynı heyecanla İslamiyeti ve Müslümanları kötülemeye çalışıyorlar.
Müslümanlar modern esir ve modern koloni yani kendi ülkesinde sömürge yerlisi, parya olduğu için hiçbir İslami Hizmet yapamıyorlar. Amerika, Avrupa ve İsrail Birleşik Devletleri çok güçlü ve uyanık oldukları için İslamiyete ve Müslümanlara çok zarar veriyorlar.
Avrupadaki Müslümanları ve çocuklarını, Müslüman ülkelerindeki batılıların casusu Saddamlarla, şeytani tiyatrolarla İslamiyetten uzaklaştırıyorlar. Batılı Ülkelerin yaptığı Gizli ve hileli oyunları, İslam düşmanlıklarını Müslümanlar anlıyamıyorlar.
Eğer birgün kandırılan, şeytanca aldatılan Amerika, Avrupa ve İsrail halkı gerçek İslamiyeti ve gerçek Müslümanlığı araştırırsa, senede 20 bin olan yeni Müslüman Amerikalıların sayısı, senede 2 milyona hatta 20 milyona çıkabilir.

DANİMARKA MÜSLÜMAN OLACAK!

Çevremdeki gençlere, bu gürültüler, bağırmalar, çağırmalar, Zavallı Müslümanlara saldırılar boşuna değil diyorum. Doğumlar zor olur. Danimarkaya İslam Güneşi doğuyor, diyorum.
Danimarka Müslüman oluyor. İnşallah bizde Müslüman oluruz, diyorum.
Zira 1920 den beri Avrupalılar Müslümanları çok iğrenç hilelerle İslamiyetten uzaklaştırdılar.
Bu durumda biz zavallı, esir, kandırılmış Müslümanlar ölsek Müslüman olmayız. Değil Danimarkalıları kendimizi ve çocuklarımızı bile Müslüman yapamıyoruz. Danimarkalıları da Müslüman yapamayız. Ama bu adamlar çok zekiler. Müslümanlara ve İslamiyete yüzbinlerce defa öyle dehşetli, hileli, gizli ve açık saldırıyorlar ki, bu çok yakında hepsinin Müslüman olacağını gösteriyor. Hatta 90 senedir batıya yani Avrupa, Amerika ve Yahudilere gizli, modern esir, modern sömürge olan dünyanın bütün Müslümanlarını da yani biz garibleride yeniden Müslüman yapacaklar, diyorum.
Devamlı Hakaretler ederek, aşağılayarak, alay ederek İngilizlerin ve Yahudilerin 1920 lerde uyuttuğu, aptallaştırdığı Müslümanları zorla uyandırıyorlar.

İNGİLİZLERİN MÜSLÜMANLARA ŞEYTANİ OYUNLARI!

İngilizler 1900-1920 yıllarında İyi Müslümanları öldürmüşler, kötüleri ve uzun savaş yıllarından dolayı cahil kalan zavallı Müslümanları öldürmeyip, binlerce hilelerle salaklaştırmışlardı. Yeni nesillere, igrenç hilelerle salaklaştırdıkları bu zavallı Müslümanları gösterip:
- Hakikaten siz Müslüman mı olmak istiyorsunuz? diye dalga geçmişlerdi.
Yakında Orta doğuda, 50 – 100 milyon Müslümanı: Sünni, Alevi, Şii, Türk, Kürd, Arab ve İranlıları şeytanca birbirleriyle savaştıracaklar, öldürecekler, birbirlerini öldürtecekler. Bunu görebilmek için evliya olmaya ihtiyacımız yok.
Gayrimüslimleri ve salaklaştırdıkları Müslümanları kandırmak için 2001 yılı 11 Eylül günü ikiz kuleleri kendileri yıktılar. (Bakınız: http://www.islamidavet.wordpress.com “Danimarkalı Kız” yazısı.)
Türkiyenin Doğusunu içine alan kısmı, Kürdistan sınırlarına dahil olacak. Ve Büyük İsraile dahil edilecek.

ŞULE YÜKSEL ŞENLER’E ÇIFIT, MÜNAFIK SALDIRI!

Acaba Müslümanlar bu çirkin saldırıyı yapan gazeteyi ve yazarı mahkemeye vermeyi başarabilirler mi? Ülkemizdeki dindar genç avukatlarımızın birlik halinde bu gibi meselelerle ilgilenmeleri gerekiyor. Aman Allahım ne iğrenç yalanlar. Hangi birine cevap vereyim?
Ülkeler, kaleler içerden fethedilirmiş. Savaşlar sulh zamanında yapılan ciddi çalışmalarla kazanılırmış.
Milletimiz sessiz durmamalı bu saldırıya karşı. Yeni nesil layıkıyla tanımıyabilir Şule Yüksel Şenler’i. Şenler ailesi Mübarek ve yüksek islami bilgi ve kültüre sahip bir aile. Öyle olmasa Gonca Gülsel Alevle beraber Yüksek İmanlı oğlumuz Muhammed Fatih Alev’i ve kızımız Ayşenur Alev’i yetiştirebilirmiydik?
Danimarkada ” İmam Fatih ” olarak tanınan ”Fatih Alev’in ” bütün çalışmaları Danimarkaca. Her iki kardeşte Arabca ve birkaç batı dilini bilmekteler.
Şu anda 36 yaşında olan Oğlum İmam Fatih Alev, lise 1. Sınıftan itibaren bütün Danimarka da ilkokul, Lise, Üniversite, meslek okulları ve askeri okullarda ikişer saatlik İslami konferanslar verdi. Daha sonra bir saat İslamiyet hakkındaki sorulara cevap verdi. Danimarkalılara Yüce İslamiyeti sevdirmek için çırpındı durdu. Televizyonlarda ve Radyolarda sık sık açık oturumlara katıldı. Bir günlük gazetede İslâmî yazılar yazdı. Gazetecilerin sorularına cevaplar verdi. Şule Teyzesi gibi samimi çalıştı. Hatta Üniversite tahsilini Danimarkalılara Yüce İslamiyeti sevdirmek için feda etti. 17 sene Pek çok üniversitede okudu. Allah Rızası için, İslamiyeti Danimarkalılara sevdirmek için çok büyük hizmetler yaptı. Dava arkadaşı, Manevi Ağabeyi Mühendislik tahsili yapan Pakistanlı Zahid’e bir gün telefon açtım ve sordum:
– Oğlum Fatih niçin Üniversite derslerini çalışmıyor?
– Fatih, İslamiyete aşık. İslamiyeti şevkle öğreniyor ve yaşıyor. Üniversite tahsili yapmaz, dedi.
Hakikaten Zahid Kardeşimizin söylediği çıktı. Pek çok Üniversiteye 17 sene devam etti fakat diploma almadı. Hatta evlenmedi de. 36 yaşında ve Danimarkalı Müslüman Abdul Wahid Pedersen’le beraber İslami hizmetler yapıyor.

MERZİFON DA, NURETTİN METE ‘NİN DÜKKANINDA ALDIĞIM İSLAMİ DERSLER. CAMİLERDE İLİM VE HİKMET YASAĞI VARDIR.

Tabii bu işler yani İslami hizmetler, İslam Devleti olmadan başarıya ulaşmıyor.
Amerika Avrupa ve İsrail 2001 yılında Nevyork’da ikiz kuleleri şeytanca yıkıp bütün sevgileri yok ettiler. Yakında Orta doğuda çok büyük bir soykırım yapacaklar. Müslüman Türkü, Kürdü, Sünniyi, Aleviyi, Şiiyi, Arabı, İranlıyı birbirleriyle büyük bir savaşa sokacaklar. 1920 yıllarında yaptıkları gibi iyi Müslümanları öldürecekler, öldürtecekler. Geriye kötü Müslümanları bırakacaklar. Yeni Müslüman ve Gayrimüslim nesillere, kötü ve cahil bıraktıkları zavallı Müslümanları gösterip;
- Siz Müslüman mı olmak istiyorsunuz? Dünyada bütün Müslümanlar cahildir, fakirdir diyecekler! Kendi soykırımcı ve zalim, vahşi kültürlerini tekyol olarak insanlara sunacaklar.
Ben 1963 yılında 18 yaşındayken İslami Hayata başladığımda bana bu kanlı İngiliz felsefesini anlatan çok oldu. Yani benim dindarlığımla alay ettiler.
Allah Merzifonda Nurettin Mete Ağabeyden razı olsun. O gür ve neşeli hitabetiyle küçücük dükkanında insanları irşad eder uyandırırdı. Bizlere İslamiyeti ve Osmanlıyı sevdirirdi. Müslümanları uyandırmak için çırpınır dururdu. Camilerde İslami ilim ve hikmet dersleri vermek yasaktı. Halen Alemi İslamın Camilerinde İslamiyeti öğrenmek yasaktır.

ŞULE ABLAMIZ UYUTULAN GENÇ KIZLARIMIZI UYANDIRIYOR.

Geçen sene Danimarka Devlet Televizyonu Fatih Alev’le İstanbula geldi, Şule Yüksel Şenler’i ziyaret ettiler. Şule Yüksel Şenler’den övgüyle bahsettiler, yarım saatlik bir proğramda. Şule Abla gayet güzel konuştu. Keşke internette kendisini dinliyebilsek. Ülkemizin böyle mert Osmanlı Hanımlarını dinlemeye ihtiyacı var. Yeni Nesiller Şule ablalarını unutmamalılar. Avukatlara, televizyonculara, dindarlarımıza çok iş düşüyor. Cennetmekan Büyük Osmanlı ecdadımız savaşlara giderken yaşlı gazileri tecrübelerinden istifade etmek için serhadlara götürürmüş. Bizde bu mücahide kahramanlarımızı yeni nesillere örnek olarak tanıtmalıyız.
Şule Yüksel Şenler, Mübarek annesi, Muhterem babası, Muhterem Ağabeyi Üzeyir Şenler, Mübarek kız kardeşleri Gonca Gülsel Şenler (Alev) ve Çiğdem Şenler ile beraber bütün Türkiye yi dolaşıyorlar. Para ve hediye kabul etmiyorlar.
Dini inançları susturulmuş, çalınmış, yok edilmiş Türkiyeli Müslüman kadınlar Şule Yüksel Şenler’i dinlemeye koşuyorlar. Sinema salonlarından camilere ses hatları çekiliyor. Kadın Erkek genç ihtiyar milletimiz sinema salonunda yer bulamıyor ve Camilerde dinliyorlar bu kahraman Mücahide kızlarını. Zavallı, İslamiyetten nasibi olmıyan, nereye bağlı olduğunu milletimizin çok iyi bildiği bir gazete, çıfıtlık yaptığına göre bu aynı zamanda Müslüman Kardeşlerimizin Mücahidelerine layıkıyla destek olamadıklarını gösteriyor. Yeni nesle Şule Yüksel Şenleri iyi anlatabilmek lazım. Yoksa çıfıtlar münafıkça anlatıyorlar. Mücahidimize sahip çıkmalıyız.
Evet, Şenler Ailesinin Mübarek 4-5 ferdi büyük bir şevk ve heyecanla senelerce anadoluyu dolaşıyor. Hediye ve para kabul etmeden. Türkiyeli Müslüman kadınlar ve kızlar şahlanıyor.
15 sene kadar önceydi. Hollanda da Tahsin Bey isminde bir Müslüman Kardeşimiz birgün Şule Yüksel Şenlerin kendine ait bir evi olmadığını kirada oturduğunu duyuyor. 10 bin mark gönderiyor hemen ve pek yakında bir ev parasını göndereceğini söylüyor. Şule Abla bu durumu telefonla Danimarkadaki Kardeşi Gonca Gülsel Alev’e bildiriyor. Hanımım, Gonca Hanımla konuştuk ve bu parayı iade etmesini rica ettik. Zira bu aile yokluk içinde de olsa asla hediye ve para kabul etmemişti. Çok büyük hizmetler yapmışlardı. Nitekim para tahsin Bey’e iade edildi.
Bakırköy, Bahçeli Evlerdeki (şehrin dışında olduğu için ailece ucuza kiraladıkları) geniş dairelerinde haftalık islami toplantı yaptıklarında bütün Türkiyeli dindarlar sanki buraya akıyormuş. Aynı gün geri dönemiyenler bir iki gece misafir kalıyorlarmış. Pek çok hoca efendiler ve alimlerde bu evin misafiri olmuşlar.
Gonca Gülsel Alev Hanım o yıllarda kendisini Şule Ablasının İslami hizmetlerine adamış. Kütüphanelerde bilhassa eski eserler ve yazıları araştırmış, misafirlere çay kahve ve yemekleri hazırlamış, alışverişleri yapmış, yatakları sermiş kaldırmış ve benim şu anda hatırlıyamadığım hizmetler için koşturup duruyormuş. Misafirler sabahlara kadar oturuyorlarmış. Her biri ülkemizin bir ucundan geliyormuş. Allah rızası için çalışanlar yine Allah rızası için kâlbî İslâmi sohbetler yapıyorlarmış. Sevgili Peygamberimizin Hayatı, İslam Tarihi ve Osmanlı Tarihi yaşıyarak okunursa; bu ruh ve duygu biraz anlaşılabilir.
Şule Abla herkesin zevkle okuduğu o meşhur yazılarını geceleri yazarmış, yazının gece Cağaloğluna İslami Bugün Gazetesine götürülmesi gerekiyormuş. Rahmetli Kayınpeder Tahsin Şenler gece yazıyı gazeteye yetiştirmek için vasıta bulamazmış da çoğu zaman Bahçeli Evler- Cağaloğlu arasını yarı yürüyerek, yarı oto stopla gidermiş.
Gonca Hanım benden 2000 yılında ayrıldı. Kendisine çok büyük saygım ve hürmetim vardır.
Sömürgeciler tarafından uzun zamanda yavaş yavaş salaklaştırılan, salak Müslümanlar Avrupayı bilmezler. Tabii Türkiyedeki ve Avrupadaki gâvur Müslümanlar, Avrupayı hiç bilmezler. Beyinleri şeytanca yıkanmıştır.

AVRUPANIN DİYANET İMAMLARI PROJESİ:

Diyanet Vakfını, Diyanet Camilerini, bütün ehli sünnet islâmi grubları en çok seven bir kardeşiniz olarak şimdi yazacaklarıma inanır mısınız?
1984 yılına kadar avrupaya ihraç edilen yani satılan işçilere hiç imam gönderilmemiş. Herhalde gavur olmaları istenmiş.
Diyanet İmamlarını 1984 de, Avrupa devletleri, soğuk savaş zamanında Komünistleri korkutmak için Avrupaya 1958 lerdeki işçiler gibi getirmişler. Yine bu vesileyle Diyanet Camilerini Avrupa devletleri açtırmışlar.
İmam efendilere ve Avrupadaki Zavallı Müslümanlara, bilhassa Türkiyeli Zavallı Çocuklara, derin devlet tarafından Yüce İslam Dinini İmam Efendilerin öğretmemeleri ve çocuklarımızın öğrenmemeleri için oyunlar oynanmasını sağlamışlar.
Müslüman Türkiyeli Anne ve Babalar Camimiz ve İmamımız var diye sevindirilmişler. Ruslar ve Komünistler korkutulmuşlar.
Çocukların birazcık Kur’anı kerimi yüzünden okumasını öğrenmesine izin verilmiş.
Bazı senelerde (Turgut Özal devrinde) bir iki tane İslamiyeti bilmiyen cahil hafızların yetişmesine izin verilmiştir. Tabii bu İslamiyeti bilmiyen, Avrupada yetişen hafızlarda çevreye ayak uydurmuşlar. Bu hileli proje tıkır tıkır yürümektedir.
Anne babalar imamımız ve camimiz var diye sevindirilmektedir, aldatılmaktadır.
Camilerde çok para toplanmaktadır.
Haftada 1-2 saate kadar Kur’an okumayı öğrenme veya biraz ezberleme müsadesi vardır. Çocuk başına 1-2 dakika düşmektedir. Bazan buda mümkün olmamaktadır. Çocuklar okul sonrası Camiye gelip ders göremezler. Namazını kıl çek git cami kapanacak anlayışı hakimdir.
İmamlar Türkiyeye gönderilmekle korkutulurlar. Hoca Efendiler çok korkarlar da kimseye bir kelime şikayette bulunamazlar.
Hemen hiç konuşamazlar. Cahil halkımız, Camilerin Kahvehanelerinde Alim İmamlarımıza, cahil cahil CHP Şeflik Devri köy hikayelerini anlatırlar, İmamlarımızda dinlerler. Böylece Müslüman çocukları Yüce İslamiyetten tamamen habersiz yetişirler!
Şayet birkaç çocuk Kur’anı yüzünden okuyup hatmederse anne ve baba sevinir ve vazifesini yaptını zanneder. Çünki kendi çocukluklarında, milli şeflik yıllarında yasak idi.
Türkiyede cahil bırakılıp Avrupaya gönderilen zavallı halkımız, düşmanlık ruhuyla yetiştirildiği için imamları hemen şikayet ederler.
İmamlar tamamen avrupanın, derin devletimizin ve cahil, islamiyete şeytanca düşman edilmiş halkımızın kontrolu altındadır.
Camide veya başka yerde İslami Kütüphane açmak, evlere İslami çocuk kitapları, Cd ler, filmler, dini kitaplar ödünç vermek yasaktır veya gizli hilelerle mani olunur.
Derin devletimiz İslamiyete karşı avrupalılarla beraber iyi çalışıyorlar. Kendi çocuklarımızı bize mahvettiriyorlar! Böylece Avrupalılar Türklerden memnundur. Arablar ve cocuklari, islamiyete daha yakin ve bilgili oldugu icin  sevmezler. Türkleri arab kardeslerimize düsman ederler.
Yetişen neslimizin acıklı haline bakmak yeterlidir sanırım.
1980- 1992 yılları arasında ki Komünizme karşı İslami birazcık serbestlik verilmesi sizleri aldatmasın. Türkiyemizde bile evlere kitap, çocuk kitapları, kaset, Cd, Dvd, Film veren kütüphaneler yasaktır. Tıpkı okullardaki başörtüsü gibi.

Kızım Ayşenur Alev Danimarkada ilk okula başladığında örtülüydü. Şu anda Üniversitede örtüsüyle okuyor. Örtüsüyle iftihar ediyor.
Hiçbir İslami grubu ilgilenmiyor bu yazdıklarım. Çünki Danimarka Devleti ve Avrupa devletleri para yardımı yapıyor hepsine. Bu sebepten dolayı Avrupada ve Danimarka da Türkiyeli çocuklar, zır cahil, başarısız ve geri zekalı oluyorlar.
Bütün Türkiyeli İslami Grublara ve bazı diğer İslam Ülkesi Grublarına, Avrupa devletleri, ılımlı Müslümansınız diye yardım ediyor, çünki bunları diğerleriyle ve arablarla çatıştırmak istiyor, desem bana inanır mısınız?
Avrupada İslami grublara, Türkiyedeki İslami televizyonlar gibi biraz İslamiyeti anlatma müsadesi vardır. İslamiyete yapılan saldırılara cevap veremezler.  700 Türkce kanal’in arkasinda Amerika, Avrupa ve israil vardir!
Türkiyeli çocuklar, gençler hatta anne babaların çoğu İslamiyet hakkında hiç birşey bilmezler. İki soruyla birkaç sene araştırma yaptım. Bilemediler. Şok oldum. Sizde çevrenizde araştırma yapınız lütfen.

Soru: 1- Hadis nedir? 2- Kur’anı Kerim hakkında 2-3 cümle söyliyebilir misiniz?
Şimdi yeni bir araştırmaya başladım. İngilizce: giderim, gittim, gidiyorum, gideceğim, gitmiştim diyebilirmisin? Zamanları birbirine karıştırıyorlar. Bilmiyorlar. Camide Allah rızası için, yüzlerce gençlere ve çocuklara ingilizce konuşmayı öğretmek istiyorum ama İslamiyeti de öğretirim korkusuyla müsade verilmiyor. Başka yerlerde ise Belediyeden müsade alamazsınız. Herşey kontrol altındadır. İslamiyetin Müslüman çocuklarına öğretilmesi hileli şekilde yasaktır. Büyük Selcuklu ve Büyük Osmanli Tarihimizide cocuklarimiza ögretmek yasaktir. islami bir anlayisla Türkce okuma ve konusmayida ögretemezsiniz!
Yine, mahallemde 2 sene sonra elektirik mühendisi olacak Danimarkalı bir müslüman var. 3 sene önce müslüman olmuş, 8 ay önce 4500 Türkiyelinin yaşadığı Ishoej semtimize taşındı. İslamiyeti ve İslam tarihini çok mükemmel bilen 24 yaşlarında 5 vakit namaz kılan bir Danimarkalı. Pazar günleri ikindi ile akşam namazları arasında Türkiyeli gençlerle ve çocuklarla sohbet etmesini çok arzu ettim ama Diyanet Camisinden izin alamadık. Türkiyeli gençlerin ve çocukların durumu içler acısı. Halkımız daha zengin olmak için koşturup duruyor.

HER 30 YUNANLIYA BİR BİR PAPAZ. MÜSLÜMANLAR İMAMSIZ.

1958 lerde Yunanlılar Avrupaya işçi gönderince her 30 işçiye bir papaz göndermişler. Türkiye 1984 yılına kadar göndermemiş. (İslamiyetle şeytanca savaşmak için Avrupalılarla beraber İslamiyete, Müslümanlara, Müslüman çocuklarına karşı projeler yapan derin devlet görevlisi ilahiyatçılar hariç)
Avrupa Türk çocuklarını geri zekalı yapmak için kontrollu imamlar getirmiş! Başardılar. Türkiyeli çocukları mahvettiler.
Avrupalılar, bu imam projesiyle aynı zamanda soğuk savaş devrinde Rusları yani Komünistleri korkuttular. Yani biz kapitalistler Müslümanlarla dostuz, sizi mahvederiz mesajını verdiler.
İki sene önce bu projeye ihtiyaç kalmadığı için imamların gelmesi yasak edilmişti. Bir sene önce 2007 de tekrar mübarek değerli hoca efendiler gelmeye başladı. Herhalde yakında bizi İran savaşına sokacaklar, ağzımıza bir parmak bal çalıyorlar ama aslında bu alim hoca efendilerin Müslüman çocuklarını yetiştirmesi yasaktır. 1984 ten beri yani proje başladığı günden itibaren yasaktır hemde!
Niçin ve nasıl yasaktır? Yazamam.
Siz Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Hanımı Emine Hanım’ın, Nejat Uygur’u niçin hastahanede ziyaret edemediğini yazabilir misiniz? Ama hastahane bahçesinde Nejat Uygurun hanımına taziyelerini bildirdiğini yazabilirsiniz!
Burada yazılanlar sadece küçük misallerdir. Avrupada samimi dindar Müslüman olmak çok zordur artık.
Yahudinin beynini yıkadığı insanlar anlamaz böyle ince meseleleri. Birazcık arif olmak gerekmektedir.
Sevgili Müslüman Kardeşlerim ve Gayrimüslim dostlarımız; dünyanın bütün islâm düşmanları, zalim terörist gâvurları atom güçleri olduğu halde birleştiler. Şayet Müslüman gibi Müslüman olmak, dünyevi huzura kavuşmak istiyorsak, Müslüman dindar kardeşlerimize azgın gâvurlar gibi düşman olmamalıyız.
Gayrimüslim dostlarımız dünyanın huzuru için mertçe dindar Müslümanların yanında olmalılar.
1920 lerde İngilizlerin icad ettikleri Müslümanlara karşı gizli sömürgecilik, modern sömürgecilik tiyatrosu artık devam edemez. Şule Yüksel Şenler Ablamıza, ailesine ve Alman Cemile Alkonavi kardeşimize yapılan çok çirkin saldırılara Müslümanların modern sömürge yerlisi oluşları sebep olmaktadır. Necip fazıl, kendi yurdunda paryasın (esirsin) diyor.

DERTLERİMİZİN DERMANI, KURTULMA ÇAREMİZ HAKKINDA :

Bütün dindar ve İslamiyeti gerçekten seven kardeşlerimizin müşterek bir noktada birleşmemiz gerekiyor. Birbirimizi sevmemiz ve hürmet etmemiz gerekiyor. Dertlerimizi tesbit edip şifa çareleri bulmamız gerekiyor.
Müslümanların terörist olmadığını, zavallı Müslümanlara terörist diyenlerin aslında terörist olduğunu, Müslümanlığın insanları melek yaptığını, bunu yeni Danimarkalı melek gibi Müslümanların isbat ettiğini, İslamiyetin nasıl bir din olduğunu bir kağıda Danimarkaca yazıp, matbaada bastırıp, bütün evlere ve çevremize dağıtmalıyız. Utanırda “İslami Sokak Hizmeti”nden kaçarsak vay halimize. Birleşmezsek vay halimize. Yakında çocuklarınız sokak sokak kapı kapı dolaşanYahovacı olursa şaşmayınız. Hristiyan olursa şaşmayınız.
İki sene evvel Türkiyede Efes Şehrinde Danimarka ve İngilterenin Kurduğu Türkçe Hıristiyanlık televizyonu 24 saat yayına başlayınca çok dehşetli olacak. Zaten şu anda en çok hristiyan olan millet Türklermiş.
İnternette “Efes te Danimarka Hristiyan Televizyonu” aramasını yapınız ve Türkiyeyi nasıl Hristiyan yapacaklarını okuyunuz. Bu durum sokakta bile “ İslami sokak hizmeti “ yapmamızın gerektiğini anlatıyor zannederim.
Bu yazıya Değerli, Mücahid Şule Ablamız sebep oldu. Allah (c.c.) uzun ve daha çok hizmet dolu ömür versin. Allah Şule Yüksel Şenler Ablamızdan, Kayın Validem Ümran Şenler den, Kayın Pederim Tahsin Şenler den, Gonca Gülsel Alev, 52 yaşında vefat eden küçük kız kardeşleri Çiğdem Kaya ve Ağabeyi Üzeyir (özer) Şenler den razı olsun.

Muzaffer Alev Ishoej Kopenhag      (Nisan 2008)   www.esir.webbyen.dk

 

 

 bir şiir… 
 
Kelepçeli Fikirler

Mahpus kalem şunu sorar:
“Dilsiz ağız neye yarar?”
Konuşmak yok, yazmak yasak,
Fikirlere kelepçe var!..

Hakkı hakça yazamazsın,
Düşmanına kızamazsın,
Müslüman’ca gezemezsin,
Hüküm budur, budur karar!

Düzen bozucu yazarı,
Kızıl, hain hilekarı
Bin maskeli sahtekarı
Acep hangi merci sorar?..

Maskeleri indir şöyle,
Sen yaz hele hakkı söyle
Savcı beyler işte böyle
Mikroskopla bir suç arar.

Taştan oyma zindanlara,
Kirli, kara tavanlara,
Kedi gibi sıçanlara
Sabretmezsen sana zarar!..

Sen mahkumsun, fikrin mahpus
Emir serttir: “Konuşma, sus!..”
“Söz ve yazı bize mahsus,
“Kanunlar tek bize yarar!”

Sabredersen Şule eğer,
Bir gün davan arşa değer.
Anladım ki en son meğer
Yaraları zaman sarar,
Önünde bak ne günler var!..

Şule Yüksel Şenler  

Not: Sule Ablamiz bu siiri 9 küsür aydir mahkumiyeti aninda hapishane de yazmistir.

  

Posted by Muzaffer Alev on Şubat 10, 2009 at 2:11 pm

Degerli Kardeslerim:
Sule Ablamiz hakikaten degerli bir Osmanli Hanimefendisidir. Ben, yine bir Osmanli Hanimefendisi olan kiz kardesi Gonca Gülsel hanimla 1972 yilinda evlendim. “imam Muhammed Fatih Alev” ve “Aysenur Alev” isimli iki evladimiz var.
Gonca Hanim Danimarkaya gelen ilk suurlu Basörtülü Müslüman Hanimdir.
Yeni Müslüman, Amerikanin New York sehrinden, Lise ingilizce ögretmeni, aise Louborg Hanimla Tasavvuf Toplantilari ve Sehid imam Abu Laban in Muhterem Hanimi Ekonomist inam Abu Laban ile ilmi Toplantilar yapti. Böylece, binlerce Danimarkali genc kizin Müslüman olmasina yardimci oldular. Su anda Danimarkali örtülü Müslüman genc kizlar ve hanimlar o kadar cok ki bende sasiriyorum ve Allaha sükrediyorum. Tabii Danimarkali Müslüman erkeklerde son derece yüksek imanli, bilgili.
Buradaki 200 bin Müslümana tam örnek melek gibi Müslümandir Danimarkali yeni Müslüman kizlar ve hanimlar. Danimarka hizla kendi kendine Müslüman oluyor. Bizlere islam dini bütün dünyada yasak oldugu icin, gizli esir oldugumuz icin, bizler perisan ve saskiniz.
Kopenhag Hukuk Fakültesinde Bir Türk kiziyla bir arab kiz tam hakim olacaklarken Danimarka meclisi acele bir karar aldi ve örtülü Müslüman kizlarin Hakim olmasini yasakladi.
isvecte birkac senedir örtülü Müslüman kizlarin Polis olmasi serbest. Danimarka da müsaade edilmiyor. Danimarka da ilk okullar dahil diger bütün okullarda islami basörtüsü serbest.
Gonca Gülsel Alev Hanim, Kopenhagda 5 sene her hafta, 20-25 dakikalik Türkce islami Radyo Programi yapti. Bu heyacanli programlarin sadece 8-9 saat kadari kasette mevcuttur. “You Tube” da nesredilse hizmete sebep olabilir. Gonca Hanim cok Yüksek bir Hitabet kabiliyeti olan , Samimi bir Müslüman. Moral FM istediginde 3 program kasedini vermisti. Bir tanede program yapmisti. Programin ismi “Yürü Mehmedim Yürü” dür.
Muzaffer Alev   ishoej  Kopenhag      Danimarka         
http://www.esir.webbyen.dk

Emine Senlikoglu: http://www.youtube.com/watch?v=m-6dSuV2VP0&feature=related

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s